menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kerç ve Kerç Müzesi

30 0
04.09.2026

Karadeniz bölgesindeki ticaretin merkezi olan Kırım’da ilk Yunan kolonileri milattan önce VI. yüzyılda kurulmuştur. Fakat bu Yunan kolonileri sadece Kırım’ın sahil bölgelerinde hakim olmuştur. Kırım’ın iç bölgelerinde egemenlik tesis edememişlerdir.[1] Bu kolonilerden M.Ö.VI. yy.’da bir deniz imparatorluğuna dönüşen Miletos, Karadeniz kıyılarında başlıcaları, Sinope (Sinop), Kerasos (Giresun), Amisos (Samsun), Trapezos (Trabzon), Herakleia Pontika (Karadeniz Ereğlisi) Kotyora (Ordu) gibi ticaret ve balıkçılık merkezlerinde koloniler kurmuştur. Karadeniz’in (Euxeinos) kuzey kıyılarında, Olbia (Yuzhne), Tomis-Costanta (Köstence), Pantikapeon (Kerç), Chersoneseus (Kırım)’u kurarak, her tarafı kolonize edilmiştir.[2] Marmara ve Karadeniz kıyılarında kurduğu kolonilerle beraber büyük bir ticaret ağı oluşturan ve ticari merkez görevi görerek zenginleşen Miletos, kültür, felsefe ve bilime de başkentlik yapmıştır.[3] Böylece Kırım-Anadolu ile etkileşim başlayacak, bu etkileşim, deniz yoluyla Mısır’dan İtalya ve İspanya’ya, karayoluyla Çin’den Kuzey Avrupa’ya tüm eski dünyayı kapsayacaktır.

“Kendi adını verdiği, Karadeniz ile Azak denizini birbirine bağlayan stratejik Kerç Boğazı’nın (Antikçağ’daki adıyla Kimmer Bosforu’nun) üzerinde kurulmuş olması Kerç şehrine tarih boyunca özel bir yer vermiştir.

Kerç’in tarihi, aynı arazi üzerinde milâttan önce VI. yüzyılda kurulan eski Yunan (Miletli) şehri Pantikapeon’a kadar gider. Antik Bosfor Devleti’nin başşehri olan Pantikapeon bölgedeki en önemli merkezlerden biriydi. Pantikapeon milâttan sonra 370’te Hunlar ve 576’da Göktürkler tarafından istilâ edildi. 679’dan itibaren de Hazar Devleti’ne tâbi oldu. Şehrin XI. yüzyıldan başlayarak Kerç (Kerçyu) diye adlandırılmaya başlandığı görülür. Daha sonra Peçenekler’in ve Kıpçaklar’ın eline geçen şehir, XIII. yüzyılın ortalarında bütün bölge gibi Cengiz İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girdi. 1318’de Altın Orda Devleti’ne vergi vermek şartıyla Cenevizliler Kerç’e hâkim oldular. 1475’te Kırım’ın güneyindeki Ceneviz hâkimiyetine son veren Osmanlılar Kerç’i de fethettiler. Cenevizliler’den alınan diğer Kırım kaleleri gibi Kerç de yarımada üzerinde bulunmasına rağmen Kırım Hanlığı’na değil Osmanlı Kefe sancağının (daha sonra eyalet) bir parçası olarak doğrudan merkezî idareye bağlandı.

1769-1774 Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı Devleti’nin yenilmesi üzerine Kerç ve Yenikale elden çıktı. 1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması hükümlerine göre Yenikale ile birlikte Rusya’ya terk edilen Kerç bu tarihten sonra tam bir Rus şehri olarak gelişti ve Şark havasını büyük ölçüde kaybetti (şehre ilk yerleştirilenler, Osmanlı hâkimiyetinden kaçarak Rusya’ya sığınan Ege adaları sakinlerinden Rumlar oldu). Kerç, Rusya tarafından ilhakının ardından Rus Karadeniz filosunun ilk üssü oldu.”[4]

Görüldüğü üzere, Kerç jeopolitik konumuyla İskitlerden, Miletlilerden Bosporus Krallığı’na kadar önemli bir şehir olmuş, Osmanlı döneminde Kanuni ve Yavuz’un bulunduğu küresel çaplı Kefe Eyaleti’ne bağlı olarak ve Rus döneminde Rus Karadeniz filosunun ilk üssüne ev sahipliği yaparak bu önemini korumuştur.

Bu bakımdan, 2. Yüzyıla ait balık işleme atölyesinin bulunması, Pantikapaion kentindeki Hun mezarında keşfedilen 1600 yıllık altın ve lal taşlı Kerç Tacı, aynı yerde bulunan bir soyluya ait MÖ 4. yüzyıla ait altın takılar, Antalya Müzesinde Varsak'tan gelme M.Ö. 4. Yüzyıla ait bir Kerç Vazosunun[5] mevcudiyeti gibi antik buluntular tesadüf değildir.

Bu buluntuların muhafazası ve müzecilik kısmına geçmeden evvel, Kimmer ve Bosphorus Krallığı’na ayrı bir parantez açmak konuyu daha iyi anlamak için gereklidir.

"Kırım" (Crimean) kelimesinin de "Kimmer" kelimesinden türediğinin bilindiği çok sayıda kaynakta yer almakta........

© Dikgazete.com