İngiltere-Rusya kapışması yakındır!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
İngiltere-Rusya kapışması yakındır!
Ukrayna'daki savaş, gelecekteki tüm savaşları etkileyecek şekilde savaşın karakterini dönüştürüyor. İran Savaşının küresel ekonomiyi nasıl alt üst ettiğini gördüğümüz gibi Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri ile ortaklarının birbirine nasıl düştüklerine tanıklık ettik. Yüksek enerji fiyatları ve ABD'nin Rus petrolüne uyguladığı yaptırımları hafifletme kararı, Moskova'ya Ukrayna'daki savaşını sürdürmesine yardımcı olabilecek beklenmedik bir kazanç sağladı.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla tetiklenen enerji krizi, küresel enerji jeopolitiğinde kartların Rusya lehine yeniden dağıtılmasına yol açtı. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki agresif yükseliş, Batı yaptırımlarıyla sarsılan Rus ekonomisi için stratejik bir nefes borusu işlevi görürken, ABD’nin yaptırımları esnetme kararı Moskova’nın bütçe disiplinini ve ihracat kapasitesini beklenmedik bir düzeye taşıdı.
Bu tablo, küresel rekabet sahasında Putin’e hem Ukrayna’daki savaşı sürdürecek finansal cephaneyi sağladı hem de enerji arz güvenliği üzerindeki ağırlığını kullanarak Batı’nın izolasyon stratejisini boşa çıkaran güçlü bir diplomatik kaldıraç sundu.
Bu böyle olunca, Orta Doğu’daki tıkanıklık, Rusya’yı küresel enerji denkleminin merkezine yeniden konumlandırarak jeopolitik nüfuzunu pekiştirdi. Ancak Ukrayna savaşının başlamasından itibaren Rusya'yı tehdit gören İngiltere bu durumdan rahatsız.
ABD’nin Orta Doğu’daki askerî rolü, İran’ın nükleer programı ve vekil güçleriyle kurduğu denge, Irak, Lübnan, Suriye ve Yemen’de süren çatışmalar, füzeler ile kitle imha silahlarının yayılması ve Arap-İsrail çatışmasının güvenlik boyutları; bölgeyi çok katmanlı, kırılgan ve sürekli gerilim üreten bir jeopolitik denklem hâline getirmekle kalmıyor, bu gerilim hattını küresel ölçekte de genişletiyor.
Avrupa, kendi ordusunu kuracak ortak bir iradeye ve güçlü bir liderliğe sahip değildir. Ülkeler arasındaki derin görüş ayrılıkları ve farklı ulusal çıkarlar, birleşik bir askeri güç oluşturulmasının önündeki en büyük engeldir. Bu liderlik eksikliği ve vizyon çatışması, NATO içindeki dengeleri değiştirmeyi de imkansız kılmaktadır. Sonuçta Avrupa, savunma konusunda ABD’ye bağımlı kalmaya devam etmekte ve NATO’yu Amerika ile eşit haklara sahip bir ortaklığa dönüştürememektedir.
Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıkları, zaman zaman güven bunalımına dönüşürken, Grönland örneğinde olduğu gibi yeni gerilim başlıkları üretebiliyor. Çin Halk Cumhuriyeti ile Tayvan arasındaki gerilim ise sıcak çatışma eşiğinde seyrederken, benzer bir risk Birleşik Krallık ile Rusya arasında da varlığını koruyor.
Moskova-Londra arasında deniz hakimiyeti ve ekonomik abluka........
