menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın gölgesinde Türkiye: Strateji, gerçeklik ve soğukkanlılık

31 0
08.03.2026

Savaşın gölgesinde Türkiye: Strateji, gerçeklik ve soğukkanlılık

Son yıllarda Türkiye’nin güvenlik politikaları üzerine yapılan tartışmalar giderek yoğunlaşıyor. Bunun temel nedeni açık: Türkiye artık yalnızca sınırlarını koruyan bir ülke değil; aynı zamanda çevresindeki güvenlik mimarisini şekillendirmeye çalışan bir bölgesel aktör/ oyun kurucu bazen de oyun bozucu bir ülke.

Bu dönüşüm yalnızca askeri alanda yaşanmıyor. Diplomasi, savunma sanayii, kriz yönetimi ve hatta toplumsal psikoloji, bu yeni güvenlik yaklaşımının parçaları. Ancak bu tabloyu değerlendirirken iki uçtan da kaçınmak gerekiyor. Bir yanda sürekli savaş beklentisiyle oluşan alarmist (abartı/panik) söylemler, diğer yanda ise coğrafyanın gerçeklerini görmezden gelen aşırı iyimserlik.

Gerçekçi bir değerlendirme, Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik ortamı soğukkanlı bir biçimde anlamaktan geçiyor.

Sınırların ötesinde güvenlik: Aktif savunma doktrini…

Türkiye’nin son on yılda benimsediği askeri yaklaşım; güvenlik analistleri tarafından genellikle “aktif savunma” veya “ileri savunma” doktrini olarak tanımlanıyor.

Bu yaklaşımın temel mantığı oldukça basit:Tehditler sınırın içine girmeden sınırın dışında karşılanmalı.

Bu nedenle Türkiye, güney sınırında yalnızca savunma hatları kurmakla yetinmedi. Aynı zamanda sınır ötesi operasyonlarla bir güvenlik kuşağı oluşturmayı hedefledi. Suriye ve Irak sahasında gerçekleştirilen operasyonlar bu stratejinin somut örnekleri olarak değerlendiriliyor.

Amaç, sınır hattında devlet dışı silahlı aktörlerin alan kontrolü kurmasını engellemek ve Türkiye’ye yönelen güvenlik risklerini erken aşamada bertaraf etmek.

Bu model yalnızca askeri bir tercih değil; aynı zamanda jeopolitik bir zorunluluğun sonucu. Çünkü Türkiye, üç farklı güvenlik kuşağının kesiştiği bir coğrafyada bulunuyor:

Çok cepheli gerçeklik…

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin planlama yaklaşımında dikkat çeken bir diğer unsur ise çok cepheli operasyon kapasitesi varsayımı.

Bu varsayım, Türkiye’nin aynı anda farklı yoğunluklarda birden fazla askeri faaliyet yürütebilecek bir yapı kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Teorik askeri planlamalarda bu durum genellikle üç seviyede ele alınıyor:

Büyük ölçekli konvansiyonel bir cephe

Bir veya iki sınırlı bölgesel operasyon

İç güvenlik faaliyetleri

Bu model, Türkiye’nin yalnızca sınır güvenliğine odaklanmadığını; aynı zamanda bölgesel krizlere hızlı reaksiyon verebilecek bir kapasite oluşturmayı hedeflediğini ortaya........

© Dikgazete.com