Diyarbakır’dan yükselen ‘Statü’ tartışması: Yeni bir siyaset mümkün mü?
Mehmet Yıldırım yazdı;
Diyarbakır’dan yükselen “Statü” tartışması: Yeni bir siyaset mümkün mü?
ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ile İran’ın da savunmaya geçerek; İsrail’e ve ABD’nin Körfezdeki üslerine saldırmasıyla başlayan süreç devam ediyor.
Terörsüz Türkiye kapsamında terör örgütü PKK’nın silah bırakma çağrısı üzerine örgütün bekleyiş içerisinde olduğu biliniyor. PKK’nın silah bırakma çağrısı, Suriye’de test edildi. Çağrıyı görmezden gelen örgütün Suriye yapılanması, bir süre mevcut yönetimle çatışsa da Yeni Suriye Yönetimi ile daha önce yaptığı anlaşmaya tabi oldu.
ABD/İsrail- İran savaşı ile birlikte örgüt tekrar gündeme geldi. İsrail/ MOSSAD’ın yönlendirmesi ile PKK ve İran yapılanması PJAK, İran’a karşı ABD/İsrail’in yanında cephede yer almaya hazırlanırken; Türkiye’nin baskısı ile bu arzusundan vazgeçti.
Fakat terör örgütünün üst düzey yöneticileri zaman zaman açıklamada bulunarak varlıklarını hissettirmeye çalışıyor.
Bu arada teröre bulaşmayan yani silahlı eyleme katılmayan örgüt üyeleri için yasal af çalışması devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül’ün yönetimindeki çalışmalarla ilgili takvime göre, Haziran ayına kadar yasal süreç sonuçlandırılacak. Uygulamanın Temmuz ayında başlaması, önce altı ay; gerekirse bir yıl içinde tamamlanması konuşuluyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin belirttiği gibi, Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye'de huzur ve barış ortamını kalıcı kılarken; aynı zamanda bölgesel istikrara da katkı sağlamayı hedefliyor. Terörsüz Türkiye; milli birlik ve kardeşlik projesi. Gelinen kritik aşamada Terörsüz Türkiye yolunda tüm siyasi aktörlerin ve toplum kesimlerinin titizlikle hareket etmek, süreci provoke edecek eylem ve söylemden kaçınmak mecburiyeti var. Bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışıyor.
Bu süreç devam ederken; 29 Mart’ta Diyarbakır’da açıklanan Kürt Milli Platformu/ KMP deklarasyonu; Türkiye’de Kürt meselesine dair tartışmaları yeniden merkezine çekti. Metin, bir yandan şiddeti açık biçimde reddederken; diğer yandan “statü” ve “resmi dil” gibi güçlü talepleri öne çıkararak yeni bir siyasi hat kurma iddiası taşıyor.
Deklarasyonun öne çıkan sonuçları:
1- Statü talebi merkezdeKürtlerin siyasi, idari ve hukuki bir statü kazanması temel hedef olarak belirleniyor.
2- Kürtçeye resmi dil talebiDil meselesi yalnızca kültürel değil, doğrudan siyasal bir hak olarak tanımlanıyor.
3- Şiddetin açık reddiSilahlı mücadele yöntemi meşru görülmüyor; çözüm zemini tamamen sivil siyaset.
4- “Merkezi sivil siyaset” vurgusuDağınık Kürt siyasetinin yerine kapsayıcı ve ortak bir siyasi merkez hedefleniyor.
5- Temsiliyet krizine teşhisMevcut Kürt siyasetinin toplumu temsil etmekte yetersiz kaldığı açıkça dile getiriliyor.
6- Ulusal birlik stratejisiFarklı Kürt grupları arasında birlik sağlanması temel önceliklerden biri.
7- Vesayete karşı duruşHiçbir parti, ideoloji ya da yapının platform üzerinde hegemonya kurmasına izin verilmeyecek.
8- İnanç ve ifade özgürlüğüÇoğulcu ve özgürlükçü bir siyasal çerçeve öneriliyor.
9- Karşıtlık yerine “milli çizgi”Siyasetin başkalarına karşı değil, kendi hedefleri üzerinden kurulacağı vurgulanıyor.
10- Yapıcı ve kapsayıcı dilÖtekileştirmeyen, çözüm odaklı bir siyasi dil........
