menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Diyarbakır’dan yükselen ‘Statü’ tartışması: Yeni bir siyaset mümkün mü?

15 0
02.04.2026

Mehmet Yıldırım yazdı;

Diyarbakır’dan yükselen “Statü” tartışması: Yeni bir siyaset mümkün mü?

ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ile İran’ın da savunmaya geçerek; İsrail’e ve ABD’nin Körfezdeki üslerine saldırmasıyla başlayan süreç devam ediyor.

Terörsüz Türkiye kapsamında terör örgütü PKK’nın silah bırakma çağrısı üzerine örgütün bekleyiş içerisinde olduğu biliniyor. PKK’nın silah bırakma çağrısı, Suriye’de test edildi. Çağrıyı görmezden gelen örgütün Suriye yapılanması, bir süre mevcut yönetimle çatışsa da Yeni Suriye Yönetimi ile daha önce yaptığı anlaşmaya tabi oldu.

ABD/İsrail- İran savaşı ile birlikte örgüt tekrar gündeme geldi. İsrail/ MOSSAD’ın yönlendirmesi ile PKK ve İran yapılanması PJAK, İran’a karşı ABD/İsrail’in yanında cephede yer almaya hazırlanırken; Türkiye’nin baskısı ile bu arzusundan vazgeçti.

Fakat terör örgütünün üst düzey yöneticileri zaman zaman açıklamada bulunarak varlıklarını hissettirmeye çalışıyor.

Bu arada teröre bulaşmayan yani silahlı eyleme katılmayan örgüt üyeleri için yasal af çalışması devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve AK Parti Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül’ün yönetimindeki çalışmalarla ilgili takvime göre, Haziran ayına kadar yasal süreç sonuçlandırılacak. Uygulamanın Temmuz ayında başlaması, önce altı ay; gerekirse bir yıl içinde tamamlanması konuşuluyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin belirttiği gibi, Terörsüz Türkiye süreci; Türkiye'de huzur ve barış ortamını kalıcı kılarken; aynı zamanda bölgesel istikrara da katkı sağlamayı hedefliyor. Terörsüz Türkiye; milli birlik ve kardeşlik projesi. Gelinen kritik aşamada Terörsüz Türkiye yolunda tüm siyasi aktörlerin ve toplum kesimlerinin titizlikle hareket etmek, süreci provoke edecek eylem ve söylemden kaçınmak mecburiyeti var. Bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışıyor.

Bu süreç devam ederken; 29 Mart’ta Diyarbakır’da açıklanan Kürt Milli Platformu/ KMP deklarasyonu; Türkiye’de Kürt meselesine dair tartışmaları yeniden merkezine çekti. Metin, bir yandan şiddeti açık biçimde reddederken; diğer yandan “statü” ve “resmi dil” gibi güçlü talepleri öne çıkararak yeni bir siyasi hat kurma iddiası taşıyor.

Deklarasyonun öne çıkan sonuçları:

1- Statü talebi merkezdeKürtlerin siyasi, idari ve hukuki bir statü kazanması temel hedef olarak belirleniyor.

2- Kürtçeye resmi dil talebiDil meselesi yalnızca kültürel değil, doğrudan siyasal bir hak olarak tanımlanıyor.

3- Şiddetin açık reddiSilahlı mücadele yöntemi meşru görülmüyor; çözüm zemini tamamen sivil siyaset.

4- “Merkezi sivil siyaset” vurgusuDağınık Kürt siyasetinin yerine kapsayıcı ve ortak bir siyasi merkez hedefleniyor.

5- Temsiliyet krizine teşhisMevcut Kürt siyasetinin toplumu temsil etmekte yetersiz kaldığı açıkça dile getiriliyor.

6- Ulusal birlik stratejisiFarklı Kürt grupları arasında birlik sağlanması temel önceliklerden biri.

7- Vesayete karşı duruşHiçbir parti, ideoloji ya da yapının platform üzerinde hegemonya kurmasına izin verilmeyecek.

8- İnanç ve ifade özgürlüğüÇoğulcu ve özgürlükçü bir siyasal çerçeve öneriliyor.

9- Karşıtlık yerine “milli çizgi”Siyasetin başkalarına karşı değil, kendi hedefleri üzerinden kurulacağı vurgulanıyor.

10- Yapıcı ve kapsayıcı dilÖtekileştirmeyen, çözüm odaklı bir siyasi dil benimseniyor.

11- Toplumsal işbirliğine açıklıkFarklı kesimlerle diyalog ve dayanışma kapısı açık tutuluyor.

12- Tarihsel acıların siyasallaştırılmasına karşı çıkışKürt meselesinin araçsallaştırılmasına eleştiri getiriliyor.

13- Uluslararası boyutTürkiye merkezli olmakla birlikte küresel Kürt aktörleriyle ilişki hedefleniyor.

PKK Çatı Terör örgütünün silahlı mücadele/ terör eylemlerini sonlandırdığını açıklaması ve sürecin devam ettiği ortamda; Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ve Mesut Barzani’ye yakın isimlerin Kürt Milli Platformunu kurduğu düşünülüyor. Zira platforma katılanlar; Türkiye’de son yirmi yılda yürütülen siyasetin Kürtlere statü kazandırmadığını söylüyor. Ayrıca mevcut Kürt siyasetini eleştirdiği için DEM Parti’ye alternatif bir hareket olarak görülüyor. Platformun toplantısında Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin bayrağı da açıldı.

Deklarasyonda vurgulanan, şiddetsiz siyaset ve statü talebi; Terörsüz Türkiye’ye alternatif üretme olarak düşünülebilir. Elbette kurum ve kişilerin fikir beyan etme hak ve hürriyetleri var. Yeter ki yasal çerçeveyi zedelemesin.

İç politikada yeni bir arayış...

Deklarasyonun en dikkat çekici yönü, siyasetin yalnızca sivil ve yasal zeminde yürütülmesi gerektiğini vurgulaması. Bu, yıllardır güvenlik eksenli tartışmaların gölgesinde kalan Kürt meselesi için teorik olarak yeni bir kapı aralıyor.

Deklarasyonun en can alıcı noktası, Kürtlerin bir “millet” olmaktan kaynaklanan; “siyasi, coğrafi ve hukuki bir statü” kazanması talebidir. Ayrıca Kürtçenin resmi dil olması gibi talepleri de merkezine alıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yılı aşan anayasal geleneği, vatandaşlık bağına dayalı üniter bir yapıyı esas alır. Elbette mevcut anayasanın yetersiz kaldığını söylemekte var.

“Coğrafi statü” kavramı, siyaset biliminde doğrudan özerklik veya federasyon iması taşıyan bir terimdir. Türkiye’nin terörle mücadelede büyük bedeller ödeyerek tesis ettiği kamu düzeni içinde, coğrafi temelli bir statü talebinin “sivil siyaset” ambalajıyla sunulması; devletin bekası noktasında bir “yumuşak geçiş” denemesi olarak okunmaya müsaittir. Dolayısıyla mesele artık yalnızca kültürel haklar değil, doğrudan siyasi yapı tartışmasına temas ediyor.

Platformun bir diğer önemli çıkışı ise “temsiliyet krizi” vurgusu. Bu, mevcut Kürt siyasi aktörlerine yönelik açık bir eleştiri anlamına geliyor ve önümüzdeki dönemde Kürt siyaseti içinde rekabetin artabileceğine işaret ediyor.

“Milli siyaset” söylemi: Köprü mü, gerilim mi?

KMP’nin kendisini “milli siyaset” çizgisiyle tanımlaması da dikkat çekici. Bu ifade, bir yandan dış etkilerden bağımsız bir siyaset iddiası taşırken, diğer yandan Türkiye’deki “milli” kavramının yerleşik anlamıyla çakışma riski barındırıyor.

Bu söylem başarılı olursa yeni bir diyalog zemini üretebilir. Ancak yanlış okunursa, tam tersine, yeni bir gerilim başlığına da dönüşebilir.

İlk bakışta “şiddeti reddeden” ve “sivil siyaseti” merkeze alan bu çıkış, satır aralarına gizlenmiş talepler ve kavramsal tercihlerle analiz edildiğinde; Türkiye’nin egemenlik hakları ve siyasi birliği açısından ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Dış politikada yankısı; “Kuzey Kürdistan" tanımı ve dış politika gerçekliği…

Deklarasyon yalnızca iç siyaseti ilgilendirmiyor. “Ulusal birlik” ve uluslararası ilişkiler vurgusu, meseleyi bölgesel bir çerçeveye taşıyor.

Irak’ın kuzeyi ve Suriye’deki mevcut yapılar düşünüldüğünde, “statü” tartışması zaten Türkiye’nin dış politikasının en hassas başlıklarından biri. Platformun çalışma sahasını “Kuzey Kürdistan ve Türkiye” olarak iki ayrı başlıkta tanımlaması; Türkiye’nin toprak bütünlüğüyle açıkça çelişen bir terminolojidir. Ankara’nın bölgesel politikalarında, özellikle Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki istikrarsızlığa karşı yürüttüğü sınır güvenliği stratejisi ortadayken; içeride bu tür bir isimlendirme ile meşruiyet aramak; Türkiye’nin dış politikadaki “kırmızı çizgilerine” doğrudan bir meydan okumadır. Bu dil, sadece bir kimlik arayışı değil, aynı zamanda Ortadoğu’daki harita tartışmalarına eklemlenme çabasıdır.

Bu nedenle KMP’nin dili, Ankara açısından iki farklı şekilde okunabilir:

Şiddeti reddeden yeni bir muhatap

Ya da bölgesel talepleri büyütebilecek bir siyasi hat

Uluslararası aktörler açısından ise bu tür metinler genellikle “hak ve özgürlükler” çerçevesinde ele alınır. Bu da konunun zamanla dış politika başlığına dönüşme ihtimalini güçlendirir.

Ortada üç temel iddia var: şiddetsiz siyaset, ulusal birlik ve statü talebi. Bu üçlü; teoride güçlü ama pratikte oldukça zor bir dengeye işaret ediyor.

KMP gerçekten toplumsal karşılık bulursa, Türkiye’de Kürt meselesi yeni bir evreye girebilir: silahların değil, siyasi statünün tartışıldığı bir dönem.

Sonuç olarak: Ankara’nın tepkisi ne olmalı?

Ancak belirleyici olacak asıl soru şu:

Bu yeni söylem, Türkiye siyasetinde karşılık bulan bir dönüşüme mi yol açacak, yoksa mevcut kutuplaşmalar içinde etkisini yitiren bir girişim olarak mı kalacak?

Cevap, yalnızca Diyarbakır’da değil; Ankara’da verilecek. Türkiye, ifade özgürlüğünü ve demokratik katılımı savunan bir devlettir. Ancak anayasal düzene, ülkenin birliğine ve resmi dile (Türkçe) alternatif “statü” ve “resmi dil” talepleriyle gelen oluşumların, uluslararası hukuk kılıfına bürünerek neyi amaçladığı iyi analiz edilmelidir.

Türkiye’de Kürtçe’nin kamusal alanda görünürlüğünden ziyade yeni neslin Kürtçe’yi bilmemesi üzerinde yoğunlaşılmalıdır. En azından Kürtçe Dil Kurumu ve Kürt Tarih Kurumu, akademik seviyede tesis edilmelidir. Her ne kadar küçükte olsa Avrupa’da resmi çok dilli ülkeler incelenmelidir.

Şiddetin reddi yeterli mi?

Bildiride şiddetin “mevcut şartlarda” meşru bir araç görülmediği belirtiliyor. Bu ifade, ilkesel bir red edişten ziyade konjonktürel bir tercih izlenimi vermektedir. Oysa demokratik bir hukuk devletinde şiddet, sadece “bugün için” değil, her zaman ve her koşulda hukuk dışıdır.

Platformun, Kürt siyasetindeki mevcut “temsiliyet krizinden”dem vurarak kendini bir “merkezi sivil güç” olarak konumlandırması, muhtemelen DEM Parti ve benzeri yapılarla bir rekabete girileceğini gösteriyor. Ancak bu rekabetin zemini Türkiye’nin ortak geleceği değil de “etnik statü” üzerine kurulursa, ortaya çıkan tablo demokratikleşme değil, daha derin bir kutuplaşma olacaktır. Türkiye’nin “milli birliği” ile çatıştığı sürece, siyasi bir çözümün parçası değil, yeni bir sorun kaynağı olmaya adaydır.

Mehmet Yıldırım, dikGAZETE.com

https://www.odatv.com/siyaset/nedir-bu-kurt-milli-platformu-dem-partiye-alternatif-barzaniye-yakin-kurdistan-bayragiyla-ortaya-ciktilar-120141296

https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/290320268

https://www.sabah.com.tr/dunya/terorsuz-turkiyede-huzur-kalici-olacak-7554443


© Dikgazete.com