menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bülent Arınç mı o isim?

16 0
17.05.2026

Güven Akıncı, Zürih’ten yazdı;

BÜLENT ARINÇ MI O İSİM?

Türkiye siyasetindeki “muhtemel” değişikliklere dair öngörümü kayda geçirmek isterim. Kişisel gözlem ve kanaatlerim bu yazıya temel teşkil ediyor olsa da Ankara’da konuşulan bazı  siyasi “hamleler”i de analiz etmeye çalışacağım.

“Bunlar senin temennin” derseniz itiraz etmem; “Deli saçması” derseniz de. Ancak temenniden öte, siyasete heyecan getirecek “aday bazlı” sürpriz görüşmelerin halihazırda sürdüğünü, bir ismin çok öne çıktığını bu ismin muhalif blokun adayı yapılabileceğini ve adayın CHP dışından olacağını kayda geçireyim.

Öngörülerinde yüzlerce kez yanılan, geleceğe dair dört başı mamur bir siyasi öneri veya öngörü ortaya koyamamış, ukala siyaset kumkumalarının horultuları arasında sesimiz kaybolacak belki. Ama yine de yazmaya değer diye düşünüyorum.

Önce genel bir durum analizi yapalım.

Tane tane, sözün muhataplarını belirleyerek yazıyorum şimdi!

İlk sözüm, “bu ülke bitmiş” diyenlere:

- Yok öyle umutsuzluğa oynamak. Umutsuzluk da konfor. Oradan kuruyorsun cümleni. Bu ülke senin “okey” oynarken “per”inin göbeğine beklediğin ikisi de “çıkmış” “sarı 7” mi ki, ıstakayı deviriyorsun? Dur orada! Biten hiçbir şey yok! “İyi” olan her şey azaldı evet, ama hülasa olmadı. Yıkma taşları, “joker” çıkmadı daha…

İkinci sözüm; en başından beri AKP’ye hiç oy vermemenin hazzıyla yaşayan, 23 yıldır ülkeyi yöneten kadroyla tek ilişkisi “nefret” perspektifinden olup, CHP’ye attığı oy ile ülkeyi kurtaracaklarına inanan “naif” kitleye!

- Bu bir “patoloji”dir. Ne bu nefret ne de histeriye dönmüş öfke dili AKP’yi götüremedi, götüremeyecek de…

Ancak şöyle bir sakinleşip de düşünürsek belki arzu ettiğimiz sonucu alabileceğiz. Sizi “tarihsel bir süreci” incelemeye davet etmek isterim.

O halde, 76 yıl geriye gidelim. Tek parti döneminin bitip, sağ-muhafazakâr tonlar taşıyan, yeni bir partinin iktidarı devraldığı 14 Mayıs 1950’ye.

O günü Cumhuriyet Türkiyesi’nde “sağ-muhafazakâr siyasetin” kurumsal nitelikte ilk kez ortaya çıktığı tarih olarak alıp, adı geçen siyasi geleneğin, mutlak iktidarını tahkim ettiği 2010 referandumuna kadar devam ettirirsek, geçen sürenin 60 yıl olduğunu göreceğiz. Koca bir 60 yıl. Bunu tahtaya yazalım, dursun gözümüzün önünde.

Demek ki “tek parti” tasallutundan kurtulmak için “en kötü” daha 37 yılımız........

© Dikgazete.com