menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İdeolojik prangalardan arınmak… Milli Birlik, liyakat ve gelecek vizyonu

14 0
19.05.2026

E. Yarbay Halil Mert yazdı;

İdeolojik Prangalardan Arınmak…

Milli Birlik, Liyàkât ve Gelecek Vizyonu

Türk milleti yalnızca kendi vatandaşları için değil, bütün mazlum coğrafyalar için umut olmuştur.

Hamâsete değil stratejiye, slogana değil vizyona…

Türkiye’nin bugün yapısal olarak en çok tıkanıklık yaşadığı, toplumun her kesiminin yüksek sesle şikâyet ettiği üç temel kavram var: Liyàkât, ehliyet ve sadakat.

Bir insanın liyakati; aldığı eğitimler, üstlendiği sorumluluklar, tecrübesi ve toplum içindeki duruşuyla ölçülür. Peki ya sadakat? Sadakat kime ve neye olmalıdır? Artık çok net görmek gerekir ki, Türkiye'nin yapısal sorunlarına mevcut ideolojiler üzerinden 2026 yılı ve sonrasına yönelik çözümler üretmek imkansızdır.

Kendimizi hapsettiğimiz o geleneksel ideolojik kalıplar -Ülkücülük, Millî Görüş, Sosyal Demokrasi, İslamcılık veya Kemalizm- tek başlarına 2030’ların, 2050’lerin dünyasına vizyon sunamamaktadır. Devletin zirvesi tarafından ortaya konan 2053 ve 2073 gibi büyük hedeflerin altı; bürokratlar, siyasiler ve düşünce insanları tarafından stratejik hamlelerle doldurulamamakta, somut bir gelecek tasavvuruna dönüştürülememektedir.

İç tehdit: Kutuplaşma, Mezhepçilik ve Etnik Ayrımcılık…

Batı Dünyası’nın ve küresel aktörlerin 50 yıllık, 100 yıllık planlarından hayıflanarak bahsederken, kendi içimizde neden bir araya gelemediğimizi sorgulamak zorundayız. Siyasi ötekileştirme, mikro milliyetçilik, mezhepçilik ve tarikatçılık gibi yapay kamplaşmalar, Türk toplumunun enerjisini çalmakta ve birbirleriyle konuşamaz hale getirmektedir.

Atalarımızın tarihe geçen o meşhur sözünü akıldan çıkarmamak gerekir:

“Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi, bir süvari bir birliği, bir birlik de koca bir cepheyi kurtarır/bozar.”

Fert fert her bir görevlendirmede liyakât ve çalışkanlık aranmazsa, devletin tüm kurumları akamete uğrar. Bugün ne yazık ki insanlar; bir kişiyi değerlendirirken ehliyetine değil, hangi  siyasi kampa, hangi cemaate veya hangi etnik kökene ait olduğuna bakıyor. Bu durum, mazlum coğrafyaların umudu olan Büyük Türk Milleti’ne yapılacak en büyük haksızlıktır.

Oysa Büyük Türk Milleti yalnızca kendi vatandaşları için değil, bütün mazlum coğrafyalar için umut olmuştur. Türk Milleti güçlü olduğunda yalnız Türkler değil, İslam Dünyası da nefes alır. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Bugün dünya sisteminde ciddi bir kırılma yaşanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri artık eski mutlak gücünü temsil edememektedir. Küresel sermaye düzeni ilk defa ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Çin’in yükselişi, Batı içindeki çatışmalar ve Orta Doğu’daki kırılmalar yeni bir dönemin habercisidir.

Fakat bütün bu gelişmeler yaşanırken Türkiye hâlâ iç kamplaşmalarla vakit kaybetmektedir.

Kurumsal yozlaşmaya somut örnekler…

- Üniversiteler ve Akademik Atamalar: Serhat şehrimiz Ardahan’daki üniversite yapılanmasında........

© Dikgazete.com