TESADÜF, TEVAFUK, TECELLİ…
İnsan hayatı; görünenle yetinenlerin yüzeyde kaldığı, derinliğe inenlerin ise hakikate temas ettiği bir yolculuktur. Aynı olaylar yaşanır, aynı sahneler tekrar eder; fakat o sahneleri okuyan gözler farklıdır. Kimi bakar ve geçer, kimi bakar ve düşünür, kimi ise bakar ve teslim olur. İşte bu üç farklı bakış; “tesadüf, tevafuk ve tecelli” kavramlarında kendini bulur.
Tesadüf; modern insanın en kolay sığındığı limandır. Çünkü tesadüf demek; sorumluluktan kaçmak demektir. Hikmeti araştırmadan, derinliği zorlamadan, olanı olduğu gibi kabul edip geçmektir. Bir insanla karşılaşırsın, “tesadüf” dersin. Bir olay yaşarsın, “denk geldi” dersin. Böylece zihnin yorulmaz, kalbin meşgul olmaz. Ancak bu kolaylık, aynı zamanda bir fakirliktir. Çünkü tesadüf diyen insan, hayatın içindeki ilâhî dokunuşları fark edemez. Her şey onun için sıradan, her şey onun için anlamsızdır. Oysa bu kâinatta anlamsız hiçbir şey yoktur; sadece anlamını okuyamayan insan vardır.
Tevafuk ise bir uyanıştır. İnsan artık her şeyin rastgele olmadığını hissetmeye başlar. Olayların birbiriyle olan uyumunu, zamanlamadaki inceliği, karşılaşmalardaki manayı fark eder. Tesadüf dediği şeylerin aslında bir düzen içinde gerçekleştiğini görür. Bir dostla tam ihtiyacın olduğu anda karşılaşmak, bir sözün kalbine tam yerinde dokunması, bir kapının tam ümidini kestiğin........
