TECRÜBE...
İnsan çoğu zaman elindekinin kıymetini kaybettikten, doğrunun değerini yanlış yaptıktan, tedbirin önemini bedel ödedikten sonra anlar. İnsan gençliğinde gücüne güvenir, ihtiyarlığında ise gücün değil aklın ve tedbirin kıymetini daha iyi anlar. Kur’ân-ı Kerîm insan hayatındaki bu değişimi, “Allah sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından kuvvet veren, sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık verendir.” (Rûm, 54) buyruğuyla anlatır. İnsan çocukluğun acziyetinden gençliğin kuvvetine, oradan da ihtiyarlığın zayıflığına doğru yol alır.
Fakat bu yolculuk sırasında yalnız bedeni değişmez; düşünceleri, öncelikleri ve hayata bakışı da değişir. Saç ağarırken bazı gerçekler berraklaşır. İnsan gençliğinde peşinden koştuğu birçok şeyin değersiz, ihmal ettiği birçok şeyin ise paha biçilemez olduğunu zamanla fark eder. Tecrübe biraz da budur. Para yeniden kazanılabilir ama kaybedilen zaman geri getirilemez. Eşya yenilenebilir ama kırılan gönül her zaman eski hâline döndürülemez. Kaçırılan ticari bir fırsatın yenisi çıkabilir ama anne-babayla geçirilemeyen yılların telafisi olmaz. İnsan bunları yaşayarak öğrendiğinde tecrübeli olur; fakat bazen öğrendiği bilginin kullanılacağı zaman da geçmiş olur.
İslâm, insanın her gerçeği mutlaka kendi başına yaşayarak öğrenmesini istemez. Kur’an bunun için “ibret” kavramını kullanır. “Andolsun, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır.” (Yûsuf, 111) buyurulur. Kur’an’da geçmiş toplumların, peygamberlerin, zalimlerin, zenginlerin ve nice insanların hayatlarının anlatılması sadece tarih bilgisi vermek için değildir. Başkalarının yaşadıklarından ders çıkarmak içindir. Akıllı insan, yalnız kendi düştüğü çukurdan ders alan değil, başkasının düştüğü çukuru görüp yolunu değiştirebilendir. Resûlullah’ın (s.a.v.), “Mümin........
