menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MÜ'MİN İÇİN SEYAHAT..

25 0
22.07.2026

Seyahat, mümin için bir yer değiştirme faaliyeti değil; gönlün, aklın ve ruhun yolculuğudur. Kimi insanlar seyahat eder, sadece kilometre kat eder. Kimi insanlar ise aynı yolları yürür, fakat her adımda Allah'ın kudretini, sanatını ve hikmetini görerek imanını güçlendirir. İşte müminin seyahati ile sıradan bir gezginin seyahati arasındaki fark da burada başlar. Kur'ân-ı Kerîm, insanı defalarca yeryüzünde dolaşmaya davet eder. Ancak bu davet, eğlenmek veya vakit geçirmek için değil; görmek, düşünmek, ibret almak ve hakikati daha iyi kavramak içindir. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır; "De ki: Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını görün." (Ankebût, 20). Bir başka ayette ise, "Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olsun?" (Hac, 46) buyurularak seyahatin asıl hedefinin gözden önce kalbi uyandırmak olduğu ifade edilir.

Seyahat; sadece gözün değil, gönlün de açılmasıdır. Mümin için her yol, Allah'a götüren bir tefekkür vesilesidir. Dağlar, denizler, göller, ormanlar, çöller ve şehirler; hepsi Allah'ın kâinata yerleştirdiği kevnî ayetlerdir. Bunları görebilen kişi, tabiatı seyretmez; ilâhî sanatı temaşa eder. İnanç turizmi ise bu yolculuğun en anlamlı şeklidir. Çünkü burada ziyaret edilen yerler yalnızca tarihî mekânlar değildir; vahyin indiği, peygamberlerin yürüdüğü, sahabenin gözyaşı döktüğü, salih insanların iz bıraktığı bereketli coğrafyalardır. Mübarek mekânlar, taş ve topraktan ibaret değildir; onlar iman........

© Denge