menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İYİLİĞİN DE BİR ÖLÇÜSÜ VARDIR...

9 0
monday

İyilik, insanı insan yapan en güzel hasletlerden biridir. Merhamet etmek, affetmek, paylaşmak, fedakârlıkta bulunmak, dara düşenin elinden tutmak hem insanlığın hem de İslâm ahlâkının temel değerlerindendir. Fakat İslâm, insana yalnızca iyi olmayı değil, iyiliği ölçülü yapmayı da öğretir. Hiçbir güzel davranış, maksadını aşarak başka bir yanlışa dönüşmemelidir.

Kur’ân-ı Kerîm'in ortaya koyduğu temel ölçülerden biri itidaldir. Yüce Allah; “Onlar harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik ederler, ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” buyurmaktadır. (Furkân, 67) Ayet doğrudan harcamadan söz etse de ortaya koyduğu ahlâkî ilke çok daha geniştir. İfrat ve tefrit sınırlarını belirterek, ölçü ve dengeyi işaret etmektedir.

Aşırı iyi niyet, bazen insanı değerli değil, kullanışlı hâle getirir. Her istenileni yapan, her kusuru görmezden gelen, her haksızlığı sineye çeken, kimse kırılmasın diye sürekli kendisini kıran insanın iyi niyeti bir müddet sonra çevresindekiler tarafından iyilik olarak değil, kolaylık olarak görülmeye başlanabilir. İnsanlar onun fedakârlığına teşekkür etmek yerine bunu onun vazifesi olarak görmeye başlarlar. Böylece gönüllü yapılan iyilik, başkalarının gözünde mecburiyete dönüşmüş olur.

İyilik başka, istismara açık olmak başkadır. Merhamet başka, iradesizlik başkadır. Affetmek başka, aynı kötülüğün tekrar edilmesine sürekli imkân hazırlamak başkadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Mümin bir delikten iki defa ısırılmaz.” buyurmuştur. (Buhârî) Mümin merhametlidir fakat saf değildir, bağışlayıcıdır fakat basiretsiz değildir. İnsanlara hüsnüzanla yaklaşır fakat yaşadığı tecrübelerden de ders........

© Denge