menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HİDAYET KARARMASI...

37 0
04.08.2026

İnsan, gözleriyle bakar, fakat hakikati kalbiyle görür. Göz; şekilleri seçer, kalp ise; mânâyı okur. Bu sebeple Kur'ân-ı Kerîm, "Gözler kör olmaz; asıl göğüslerdeki kalpler kör olur." (Hac,46) buyurarak insanın en büyük felaketinin bedenî değil, manevî körlük olduğunu haber verir. İşte bu hâlin adı hidayet kararmasıdır. Hidayet kararması; gerçekleri görememek, gördüğünü mutlak gerçek zannetmek, doğru ile yanlışı ayıran ilâhî ölçüleri kaybetmek ve hayatı yalnızca nefsin arzularına göre okumaya başlamaktır.

İnsan; çoğu zaman yanlış yaptığını da fark etmez. Çünkü kararan kalp; hakikati yansıtan berrak bir ayna olmaktan çıkar, is tutmuş bir cama dönüşür. O camdan bakıldığında her şey bozuk görünür. Eğri doğru, doğru eğri, adalet baskı, zulüm hak, iffet çağ dışılık, hayâ zayıflık, menfaat ise hayatın tek gerçeği gibi algılanır. Bu kararma bir anda meydana gelmez. Tıpkı demirin pas tutması gibi kalp de yavaş yavaş kararır.

Küçümsenen her günah, ertelenen her tevbe, ihmal edilen her namaz, bastırılan her vicdan sesi ve nefsin hoşuna gittiği için savunulan her yanlış; kalbin üzerine yeni bir perde çeker. İnsan önce rahatsız olur, sonra alışır, en........

© Denge