menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ACZİYET VE İHANET...

29 0
14.09.2026

İnsanlar arası ilişkilerde yapılan her yanlış aynı terazide tartılmaz. Bir insanın yapamadığı ile yapmak istemediği, gücünün yetmediği ile bilerek yüz çevirdiği, çaresiz kaldığı ile güveni kötüye kullandığı birbirinden ayrılmalıdır. Acziyet başka, ihanet başka şeydir. Acziyet insanın gücünün sınırını, ihanet ise karakterinin sınırını gösterir. Acziyet; kişinin istemesine rağmen yapamamasıdır. İhanet ise; yapabilecek durumda olduğu hâlde sadakati terk etmesi, kendisine duyulan güveni bilerek boşa çıkarmasıdır. Aciz insan bazen mahcup olur, hain insan ise çoğu zaman kendisine mazeret üretir. Aciz olan; “Elimden gelmedi” derken üzülür, ihanet eden ise; “Başka çarem yoktu” diyerek tercihini zorunluluk gibi göstermeye çalışabilir. Bu sebeple insan ilişkilerinde sadece sonuca değil, niyete ve imkâna da bakmak gerekir.

Kur’an-ı Kerim insanın yaratılışındaki zayıflığa dikkat çeker; “İnsan zayıf yaratılmıştır.” (Nisâ,28) Bu zayıflık insan olmanın bir parçasıdır. Herkes her şeye güç yetiremez. İnsan yorulur, korkar, yanılır, unutabilir, imkânını kaybedebilir. Rabbimiz de “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara,286) buyurarak sorumluluk ile kudret arasında ölçü bulunduğunu bildirir. Bir kimseyi, gerçekten gücünün yetmediği bir işten dolayı hain ilan etmek büyük bir haksızlık olabilir. Fakat ihanet böyle değildir. İhanette yalnızca güçsüzlük değil, güvenin bilinçli biçimde ihlali vardır. Kur’an, “Ey iman edenler! Allah’a ve Resûlü’ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin.” (Enfâl,27) buyurur. İhanetin ahlâkî ağırlığına işaret edilmektedir. İnsan ne yaptığını bilir, kendisine duyulan güvenin farkındadır, buna rağmen emaneti zedeler.

İnsan ilişkilerinde en kritik ölçülerden biri; “Gücü mü yetmedi, yoksa sadakati mi........

© Denge