BUNGALOV İSTİSMARINA SON
Son yıllarda Türkiye’de kırsala yöneliş, sadece bir yaşam tercihi değil adeta bir akım haline geldi.
Şehirden uzaklaşmak, doğayla iç içe yaşamak, küçük bir bağ evinde huzur bulmak…
İlk bakışta son derece masum ve insani bir ihtiyaç.
Ancak bu masumiyet, zamanla yerini ciddi bir istismara bıraktı.
Bağ evleri ile başlayan bu süreç, özellikle son dönemde bungalov yapılarla birlikte bambaşka bir boyuta taşındı.
Şunu açıkça ayırmak gerekiyor.
Bağ evleri çoğunlukla şahısların kendi ihtiyacı için yaptığı, küçük ölçekli, tarımsal faaliyetle iç içe olan yapılardır.
Yani bir anlamda toprağın ruhuna aykırı değil, onunla uyumlu bir yaşam arayışıdır.
Elbette bu da kurallara bağlı olmalıdır, ancak özü itibarıyla ticari bir sömürü aracı değildir.
Fakat bungalov evler için aynı şeyi söylemek artık mümkün değil.
Özellikle son birkaç yılda, tarım arazileri üzerinde hızla çoğalan bungalov yapılar, bireysel ihtiyaçtan çok ticari kazanç amacıyla inşa edilmeye başlandı.
Sosyal medyada “doğada tatil”, “bungalov deneyimi”, “kaçış noktası” gibi pazarlama cümleleriyle sunulan bu yapılar, aslında birçok bölgede tarım........
