menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sadece İki Saat Dersle Daha Başarılı ve Mutlu Çocuklar Yetiştirebilir miyiz? Evet

8 0
27.04.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Sadece İki Saat Dersle Daha Başarılı ve Mutlu Çocuklar Yetiştirebilir miyiz? Evet

Şu anda İstanbul’da on üç yaşında bir kız çocuğu, günün sekizinci saatini bir sandalyede geçirmek üzere. Okulda altı saat oturdu. Ardından bir buçuk saat etüde gitti. Şimdi de ödevlerine başlıyor. Yarın aynı gün tekrarlanacak. Seneye de LGS’ye girecek. Dört yıl sonra da YKS’ye. Ve tüm yetişkin hayatının şekli, sadece iki sabah girdiği iki çoktan seçmeli sınava göre belirlenecek.

Şu anda İstanbul’da on üç yaşında bir kız çocuğu, günün sekizinci saatini bir sandalyede geçirmek üzere. Okulda altı saat oturdu. Ardından bir buçuk saat etüde gitti. Şimdi de ödevlerine başlıyor. Yarın aynı gün tekrarlanacak. Seneye de LGS’ye girecek. Dört yıl sonra da YKS’ye. Ve tüm yetişkin hayatının şekli, sadece iki sabah girdiği iki çoktan seçmeli sınava göre belirlenecek.

Bu çocuğa bir şey sorun. “Hangi konuda iyisin? Ne yapmak istiyorsun? Dünyada seni hangi mesele ilgilendiriyor? Seni ne heyecanlandırıyor?” Büyük ihtimalle boş bir bakışla karşılaşacaksınız. Çünkü bu soruları ona daha önce kimse sormadı. Yıllardır okullarda geçirdiği binlerce gün… Ama kimse sormadı.

Bizim kurduğumuz eğitim sistemi bu. Çalışmıyor… Yeni dünyaya çocuklarımızı hazırlamak için yetersiz. Ve doğru eğitim devrimini yapan ülkeler bizi savurarak geçiyor.

Size bir örnek vermek istiyorum. Yıllardır Türkiye için hayal ettiğimiz, planını yaptığımız birçok eğitim politikasının hayat bulmuş halini sizinle paylaşacağım.

Teksas’ın Austin şehrinde Alpha adlı bir okul, okul gününü tamamen yeniden kurgulamış. Öğrenciler her sabah yalnızca iki saat akademik ders yapıyor; bir yapay zeka öğretmeniyle birebir, kendi seviyelerine ve kendi hızlarına göre ayarlanmış dersleri bilgisayar üstünden görüyorlar. Yani sınıfta ders anlatılmıyor. Yavaş öğrenci beklenmiyor, hızlı olan sıkılmıyor.

Peki öğleden sonraları ne yapılıyor? Bambaşka bir şey: Topluluk önünde konuşma, TED tarzı sunumlar, girişimcilik, finansal okuryazarlık, kodlama, sanat, spor, gerçek dünya projeleri. İkinci sınıflar 5K koşularına hazırlanıyor. Büyük öğrenciler Airbnb dahil gerçek parayla işletilen gerçek işler kuruyor. Öğretmenler artık ders anlatmıyor; yol gösteriyor, motive ediyor, koçluk yapıyor. Alpha öğrencileri ülke genelinde akademik başarıda ilk yüzde birde. Akranlarının iki katı hızda öğreniyorlar. Ve bunu günde sadece iki saat ders görerek başarıyorlar. On öğrenciden dokuzu okula gitmeyi seviyor. Öğrencilerin yarısı tatile gitmemek, onun yerine okulda arkadaşlarıyla olmak istiyor.

Bir daha okuyun. İki saat akademik ders. Ülkede yüz öğrenci arasından birinci gelen çocuklar. Okula bayılan çocuklar. Bu bir düşünce deneyi değil. Bugün, bizim çocuklarımızdan daha zeki olmayan öğrenciler doğru motivasyon ve programla böyle bir okul deneyimi yaşıyor. Amerika’da, Alpha School’da.

Bir daha okuyun. İki saat akademik ders. Ülkede yüz öğrenci arasından birinci gelen çocuklar. Okula bayılan çocuklar. Bu bir düşünce deneyi değil. Bugün, bizim çocuklarımızdan daha zeki olmayan öğrenciler doğru motivasyon ve programla böyle bir okul deneyimi yaşıyor. Amerika’da, Alpha School’da.

Asıl soru: Okullarımız neyi optimize ediyor?

Alpha okulunun modelindeki en kıymetli şey iki saatlik akademik dersler değil. Okulun ne üretmeye çalıştığı konusundaki netliği. Alpha üç hedef koymuş: Her çocuk okulu sevecek. Her çocuk akademik konulara iki kat hızda hakim olacak. Ve her çocuk gerçek hayat becerileriyle mezun olacak. Sistemin her parçası bu üç hedefe göre ölçülüyor.

Şimdi aynı soruyu bir Türk devlet okulu için soralım. Okullarımız neyi optimize ediyor? Dürüst olalım. Cevap tek bir şey: Bir çocuğun okul hayatı boyunca iki kez gireceği sınavdaki sıralaması. On dört yaşında LGS. On sekiz yaşında YKS. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ölçtüğü bu. Müdürlerin hesap verdiği bu. Velilerin gözünü diktiği bu. Ve tüm K-12 sisteminin üretmek üzere tasarlandığı metrik bu.

Peki çocukların okulu sevip sevmediği ölçülüyor mu? Hayır. Bir kavrama gerçekten hakim oldular mı yoksa yalnızca üstünden mi geçtiler, ölçülüyor mu? Hayır. Topluluk önünde konuşabilme, finansal bütçeyi yönetebilme, ekip çalışması, yapay zekayı düzgün kullanabilme, başladıkları bir projeyi bitirebilme? Hiçbiri ölçülmüyor. Ve bu yüzden hiçbiri öncelik olmuyor.

Alpha’nın bize öğrettiği en temel ders budur: Eğitim çok hedefli bir optimizasyon problemidir ve biz yanlış değişkeni optimize ediyoruz. Doğru hedefleri seçelim; bir konuda ustalık, motivasyon/ilham, okul sevgisi, hayat becerileri, bağımsızlık konularında çocuklarımızı eğitelim ve bunları dürüstçe ölçelim. Karşımıza bambaşka bir okul çıkacak.

Alpha’nın çözdüğü, bizim yarın uygulayabileceğimiz şeyler

Motivasyon, öğrenme başarısının yüzde doksanıdır. Alpha’nın kurucuları bunu açıkça söylüyor: Eğitim teknolojisi denklemin yalnızca onda biri. Yani tablet dağıtmak hiçbir sorunu çözmüyor. Başarının en önemli bileşeni, çocuğun o işi yapmak isteyip istemediği ile ilgili. Biz dahil birçok ülke eğitim teknolojisini sınıflara getireceğiz diye uğraştık. Başarısız olduk. Çünkü çocuklarımızı motive edemedik. Öğrenirlerse iki test sorusunu daha doğru çözme ümidinin dışında bir fayda ortaya koyamadık. Test çözmeyi önceleyen, çalışma disiplini olan az bir grup çalıştı, çoğu çocuk çalışmadı. Ama suç çocukların değil. Doğru motivasyonu sağlayamayan bizlerin, eğitim sistemimizin.

Müfredatın üstünden geçmek değil, gerçekten öğretmek amacımız olmalı. Hepimiz aynı yollardan geçtik. Türk okulları müfredatı sabit bir takvimle koşturarak bitirir; çocuğun konuyu kavrayıp kavramadığına bakmadan. Alpha ise öğrenciyi, kavram kavram, yüzde doksan üstünde öğretmeden bir sonraki konuya geçirmez. Bu iki yaklaşım arasındaki farkı biliyor musunuz? “Matematikten kötüyüm” ile “o kısmı henüz öğrenmedim” arasındaki fark. İlki ömür boyu süren bir cezadır. İkincisi, basit bir plandır.

Müfredatın üstünden geçmek değil, gerçekten öğretmek amacımız olmalı. Hepimiz aynı yollardan geçtik. Türk okulları müfredatı sabit bir takvimle koşturarak bitirir; çocuğun konuyu kavrayıp kavramadığına bakmadan. Alpha ise öğrenciyi, kavram kavram, yüzde doksan üstünde öğretmeden bir sonraki konuya geçirmez. Bu iki yaklaşım arasındaki farkı biliyor musunuz? “Matematikten kötüyüm” ile “o kısmı henüz öğrenmedim” arasındaki fark. İlki ömür boyu süren bir cezadır. İkincisi, basit bir plandır.

İçerik aktarımı artık kıt kaynak değil. Bugün mevcut olan iyi bir yapay zeka öğretmeni, birim çemberi ya........

© Daktilo1984