menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Hadise Var, Kimse Bilmiyor

40 0
26.04.2026

İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör

Çavuşesku’nun Termometresi

Cumhuriyet’in Edebiyatı

OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum

D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi

Bir Hadise Var, Kimse Bilmiyor

Türk dilinde okuduğum en güçlü metin Ayfer Tunç’un kaleminden çıkan “Aziz Bey Hadisesi” romanıydı. Bir çırpıda bitirmiştim. İsminden de anlaşılacağı gibi Aziz Bey’in hayat hikayesi anlatılıyor fakat okuyucu bu hayat hikayesinde bir hikmet bulamıyordu. Anlatılan hikayenin güzelliği aslında buradaydı. Varoluşçu bir tutum vardı. Bir şeyler olmuştu, olmaması mümkün değildi ve olmasa da olurdu. Aziz Bey, herkes gibi yaşamış, başına herkesin yaşayabileceği şeyler gelmişti. Ortada bir trajedi yok muydu? Vardı tabii ki ama bu beni sarsmamıştı.

Aziz Bey’i tamburuyla bir meyhanede sanatını icra ederken görüyoruz. Her akşam hevesle gidiyor bu mekana. Çalıyor, söylüyor ve bir anlam, bir değer üretmenin kıvancını yaşıyor. Lakin işin aslı öyle değil. Aziz Bey, kendisini memnun ve önemli hissettiği bu dünyada aslında başkaları için tahammül gösterilmesi gereken bir karakter. Ki zaten roman, Aziz Bey’in kovulmasıyla sonlanıyor.

Türkiye’nin bitki örtüsü gibi bir şeydir bu tutunamayan, mutsuz olan ve etrafındakileri mutsuz eden insanlar. Eğer etrafınızdaki sıradan bir insan ya da akrabanız üzerine gereğinden fazla kafa yorarsanız, buradan da benzer bir hikaye çıkarabilirsiniz. Romanın yükseldiği yer de zaten Aziz Bey’in sefil olduğu, efkarlı zamanlarını anlattığı kısımlar değil. Aksine, yaşlanıp bir meyhanede tambur çalmaya ve artık yaşlılığında verdiği boşvermişlikle can sıkıcı şeyleri düşünmeden, geçmişe gömülmeden, geleceği tasarlarken bunalmadan gününü gün etmeye başladığı dönemler.

Aziz Bey’in kovulması niçin kurşun gibi kalbimize saplanıyor? Çünkü Aziz Bey terk edilmeler sayesinde travmatize olmuş bir karakter. Önce babası onu evlatlıktan reddediyor. Ardından, uğruna Lübnan’a gittiği sevgilisi. Daha sonra evleniyor ancak terk edilme korkusuyla kendisini bir türlü serbest hissedemediği bir evlilik bu. Karısının ölümünü de bir terk edilme olarak algılıyor. En nihayetinde, onu seven ve onun da sevdiği bir dünyaya kavuşuyor meyhanede. Kendini, yaşlılığında güvende hissettiği için mutlu, ancak patronun onu kovmasıyla birikmiş bütün........

© Daktilo1984