menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hatay’da Yaşam: Afetin Üçüncü Yılında Gündelik Hayat ve Yerel Kadın Liderliği

11 0
06.02.2026

Depremin üçüncü yılında Hatay’da toparlanma, yalnızca binaların değil gündelik hayatın, ilişkilerin ve fırsatlara erişimin yeniden kurulması anlamına geliyor. Bu süreçte yerel kadın liderliği ve kadın kooperatifleri, sessiz ama belirleyici bir rol üstleniyor.

6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’da hayat bir anda durmadı, ancak eskisi gibi de devam etmedi. Afetin hemen sonrasında yaşanan ani kırılma, zamanla yerini daha yavaş, daha katmanlı ve çoğu zaman görünmeden ilerleyen bir dönüşüme bıraktı. Aradan geçen üç yıl, afetlerin yalnızca yaşandığı anla sınırlı olmadığını, gündelik hayatın ritmini, ilişkilerin seyrini ve hayata tutunma biçimlerini uzun süre etkilediğini açık biçimde ortaya koydu.

Bugün Hatay’da konuşulması gereken mesele, yalnızca hangi yapıların yeniden inşa edildiği değil; hayatın hangi koşullarda, kimler için ve nasıl yeniden kurulduğudur. Çünkü toparlanma, teknik bir süreç olmanın ötesinde, gündelik yaşamın sürdürülebilirliğine dair bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Kentin nasıl işleyeceği, mahallelerin nasıl ayakta kalacağı ve insanların temel ihtiyaçlarına nasıl erişeceği, yeniden inşa kadar belirleyici bir öneme sahip.

Toparlanma çoğu zaman binalar üzerinden okunuyor. Oysa gündelik hayat; barınma, geçim, bakım, güvenlik ve sosyal ilişkiler üzerinden ilerliyor. Bu alanlarda yaşanan değişimler, afet sonrası sürecin gerçek niteliğini ele veriyor. Hatay’da üçüncü yılın sonunda ortaya çıkan tablo, toparlanmanın tek boyutlu, doğrusal ya da herkes için eş zamanlı ilerleyen bir süreç olmadığını, aksine farklı toplumsal gruplar için farklı hızlarda ve farklı koşullarda şekillendiğini gösteriyor.

Afetler ve Eşitsizlikler: Görünmeyen Yükler

Afetler herkesi aynı biçimde etkilemiyor. Kadınlar ve erkekler arasındaki fırsat eşitsizlikleri, afet sonrasında daha belirgin hâle geliyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme – UNDP) ve Birleşmiş Milletler Afet Riskini Azaltma Ofisi (United Nations Office for Disaster Risk Reduction – UNDRR) verileri, kadınlar ve çocukların afetler sırasında ve sonrasında erkeklere kıyasla yaklaşık 14 kat daha yüksek ölüm riski taşıdığını ortaya koyuyor¹. Bu fark, doğuştan gelen nedenlerle değil; bakım sorumluluklarının paylaşımı, ekonomik kaynaklara erişim ve karar alma süreçlerine katılım gibi yapısal koşullarla açıklanıyor.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) raporları, afet sonrası dönemde kadınların gelir kaybı, ücretsiz bakım emeğinin artışı ve güvenlik riskleriyle daha yoğun karşılaştığını gösteriyor². Bu tablo, afet sonrası toparlanmanın neden yalnızca fiziksel yeniden inşa ile sınırlı kalamayacağını açık biçimde ortaya koyuyor. Gündelik hayatın sürdürülebilmesi, eşitlik ve erişim meselesiyle doğrudan bağlantılı bir alan olarak öne çıkıyor.

Geçim, Üretim ve Dayanıklılık

Afet sonrası dönemde geçim meselesi, gündelik hayatın merkezine yerleşiyor. Hatay’da da durum farklı değil. Birçok hane için gelir kaynakları ya kesintiye uğramış ya da tamamen ortadan kalkmış durumda. Bu koşullar, insanları yeni üretim ve dayanışma yolları aramaya yöneltiyor. Küçük ölçekli üretimler, ortaklaşa çalışma biçimleri ve yerel girişimler bu arayışın temel unsurları arasında yer alıyor.

Bu sürecin en somut örneklerinden biri kadın kooperatifleri. Güncel saha verilerine göre Hatay’da 53 kadın kooperatifi faaliyet gösteriyor. Bu sayı, deprem öncesine kıyasla yaklaşık iki katlık bir artış anlamına geliyor³. Kooperatiflerdeki bu artış, yalnızca ekonomik bir hareketlilik değil, aynı zamanda kadınların afet sonrası dönemde daha örgütlü, daha görünür ve daha dayanışmacı biçimde üretime katıldığını gösteriyor.

Kadın kooperatifleri yalnızca gelir yaratmıyor. Aynı zamanda birlikte düşünmenin, deneyim........

© Daktilo1984