menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

45 11
25.01.2026

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Bütün bunlara karşın, yine de güzelliklerden, insanın yaratıcı gücünden, yaratıcılığın sonsuzluğundan, önümüzde açabildiği ufuklardan söz etmek, inanın günümüzde cesaret istiyor. İnatla bu cesaretin peşinde koşmaktan vazgeçmiyorum.

Geçen haftanın sahnelere yansıyan en müthiş olaylarından biri de Belçika’dan gelen “Peeping Tom” adlı topluluğun sunduğu dans tiyatrosuydu. Topluluğun adı İngilizce bizim argo deyişle “röntgenci” anlamını taşıyor. Hayatta herkesin biraz “röntgenci” olduğunu vurgulayan bir seçim. Topluluk Zorlu PSM’de iki akşam tıka basa dolu salonda iki temsil verdi. Ben o günden beri hâlâ etkisindeyim.

Topluluğun çeyrek asırlık geçmişi var. Daha önce NDTHollanda Dans Tiyatrosu için çalışan Gabriela Carrizo ve Frank Chartier tarafından Belçika’da kurulmuş. Zaten burada sundukları, daha önce dünyayı dolaşan “Kayıp Kapı”, “Kayıp Oda” ve “Gizli Kat” adlı “Üçleme”-“Triptych” de onların eserleri. “Triptych”, adının da çağrıştırdığı gibi, üç perdelik çok katmanlı bir yolculuk.

Bir gemideyiz. Bu gemi, kaos içindeki dünyamızın bir metaforudur. Daha ilk andan gerçeküstü bir dünyada, düşlerle........

© Cumhuriyet