menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Devlet aklı’ kimin aklı?

73 0
10.06.2026

CHP’ye yönelik belediye operasyonları, İBB Davası ve son olarak “mutlak butlan” kararı, 25 yıllık AKP iktidarının, neredeyse tüm anketlerde birinci parti olarak görülen CHP’yi bölüp, parçalayıp etkisizleştirme planının bir sonucudur. Dolayısıyla AKP’li yetkililerin “Bunlar CHP’nin iç sorunudur! Bizi ilgilendirmez!” söylemi koca bir aldatmacadır.

Peki ama Türkiye’de neler oluyor? Bütün bu olup bitenler, gerçekten bir “devlet aklının” eseri midir? Bu sorulara doğru yanıt vermek için her şeyden önce şu gerçekleri görmek gerekir.

Bugün CHP’ye yönelik, zamana yayılan, planlı ve sistemli saldırılar, bir “devlet aklının” değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni 25 yıldır yöneten “siyasal dinci” AKP aklının (yani hükümet aklının) eseridir.

Atatürk’ün cumhuriyeti kurarken, 1920- 1924 yılları arasında siyasal denklemden tamamen çıkardığı sarayın, 2017 Başkanlık Referandumu ile yeniden siyasal denkleme sokulması; meclis saray formülünün yeniden kurulması ile Türkiye’de sadece parlamenter sistem ortadan kaldırılmakla kalmamış, aynı zamanda cumhuriyet rejimi yeniden bir tür adı konulmamış meşrutiyet rejimine dönüştürülmüştür.

İşte birilerinin, CHP’ye yönelik operasyonları işaret ederek, “Devlet aklı bir şey kurguluyor!” derken kastettiği, bu “yeni saray rejiminin”; benim ifademle 3. Meşrutiyet rejiminin (Daha önce iki meşrutiyet olduğuna göre bu da üçüncüsü olsa gerek!) resmileştirilmesidir. AKP hükümetinin yetkili ağızları bu yeni rejimi “Yeni Türkiye” diye adlandırıyorlar.

19 Mart 2025’ten beri devam eden CHP’ye yönelik operasyonlar, mühürsüz oyların geçerli sayıldığı 2017 Başkanlık Referandumu ile temellendirilen -iktidarın ve Amerikalı uzmanların söylemiyle- “Yeni Türkiye”yi resmileştirmeye yönelik planın bir parçasıdır. “Terörsüz Türkiye” adı verilen yeni açılım süreci ve gündemdeki Anayasa değişikliği de yine aynı planın parçalarıdır. Yani bugün birilerinin “devlet aklı” dediği akıl, üniter, laik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni ve 1946’dan bugüne iyi kötü işleyen Türkiye’nin demokratik düzenini hedef alan akıldır. Ancak bu akıl, “devlet aklı” değil, AKP hükümetinin aklıdır. Ayrıca, “Osmanlı millet istemine dönün! Orta Doğu için en iyisi merhametli monarşi veya meşruti monarşidir!” diyen ABD’nin Türkiye Büyükelçisi T. Barrack’ın da aynı akılla hareket ettiği göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla “devlet aklı” denilen bu akıl tamamen yerli bir akıl da değildir; görülen o ki, bu akıl aynı zamanda okyanus ötesinden, ABD’den alınan bir akıldır.

Bu noktada Atatürk’ün şu sözünü hatırlatmayı gerekli görüyorum: “Hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.”

İşin özü şu ki, bugün Türkiye’de bir taraftan yeni saray rejimi (Benim deyimimle 3.........

© Cumhuriyet