menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çeviri ve öksüz çevirmen

117 0
17.04.2026

Çeviri yaptım ama “çevirmen” sıfatını kesinlikle kabul edemem. Özel amacım ve belki de özel çıkarım için çeviri yaptım. Dört Fransız şairini, Aloysius Bertrand (Gaspard de la Nuit), Lautréamont (Maldoror’un Şarkıları), Arthur Rimbaud (Ben Bir Başkasıdır) ve René Char’ı (Sessiz Oyun); üç Yunan şairini (Kavafis, Seferis, Yannis Ritsos) şairlerimizin ve şiirimizin yabancı kaynaklardan beslenip çiftleşerek özgürleşmesi için dilimize çevirdim. Bu amacıma ulaşıp ulaşamadığımı anlamak ne yazık ki mümkün değil. Olumlu bir belirti yok!

Benim ve benzerlerimin özel bir durumu söz konusu; başka bir konu... Gerçek çevirmenler yazarın ikizidir! O yazarın bir başka dildeki varlığıdır. Aslında ortaktan çok hedef dildeki kendisidir. Bu nedenle adı çevirdiği yazarın adının yazıldığı puntoyla yazılmalıdır kitabın kapağına.

Çeviri, küreselleşme için hayati bir adımdır ve herhangi bir küresel genişleme stratejisinin başarısı için baştan doğru adımları atmak şarttır. İlk doğru adım kaynak metne (neredeyse) eşit bir değerde hedef metne (çeviriye) ulaşmaktır.

Ülkemizde çeviri konusunda önde gelen uzmanlardan biri Ülker İnce’dir. Ankara Hacettepe Üniversitesi ile İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde yıllarca çeviri dersi verdi. Şimdi Almanya’da öğretim üyeliği yapan Boğaziçi’nden öğrencisi Dilek Dizdar ile “Çeviri Atölyesi, Çeviride Tuzaklar” (Can Yayınları) ile “Çeviri Bilinci” (Can Yayınları) adlı kitapları çeviri işine bulaşanların mutlaka okuması gereken iki yol gösterici kitap.

Çeviri konusunda, bir zamanlar Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veren dostum, büyük çeviri bilimci Hans J. Vermeer’e bırakalım sözü. Nisan 2007’de Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan bir çeviri konferansında yaptığı konuşmada şöyle demiştir: “Bir kaynak metnin bir başka dilde yeniden üretilmiş kopyası........

© Cumhuriyet