Toplum, bellek ve demokrasi mücadelesi - Hüseyin Özkahraman
Yaklaşık 50 yıldır siyasetin içinde, farklı dönemlerde demokratik kitle örgütlerinde ve siyasi partilerde görev aldım. Darbeleri, yasakları, parti kapatmalarını, ayrılıkları ve yeniden kuruluşları yaşadık. Umudun da umutsuzluğun da içinden geçtik. Bütün bu deneyimler şunu öğretti: Siyaset, kişilerden çok daha büyük; partilerden de daha uzun ömürlü bir toplumsal mücadeledir.
Bu nedenle bugün CHP üzerine yürütülen tartışmalara yalnızca bir partinin iç meselesi olarak bakmak mümkün değil. Çünkü mesele yalnızca isimler, makamlar ya da genel başkanlık yarışı değildir. Mesele, bu ülkenin demokrasi mücadelesinin birikimi ve halkın siyasal belleğidir.
Marksist literatür bize öğretir ki siyasal partiler yalnızca üyelerinin toplamından ibaret değildir. Partiler, belirli sınıfsal ilişkilerin, tarihsel koşulların ve toplumsal mücadelelerin ürünüdür. Bu nedenle bir partiyi değerlendirirken yalnızca bugünkü yöneticilerine ya da güncel tartışmalara değil, temsil ettiği tarihsel misyona da bakmak gerekir.
Dünya siyasal tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur. Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD), iki dünya savaşı, yasaklar ve bölünmeler yaşadı. İngiliz İşçi Partisi onlarca kez iç çatışmalardan geçti. Güney Afrika’da Apartheid rejimine karşı mücadele eden ANC’nin içinde sert ayrılıklar ve büyük tartışmalar yaşandı. Latin Amerika’da halkçı ve sosyal demokrat hareketler defalarca bölündü, yeniden birleşti ve yeniden şekillendi.
Tam da bu noktada siyasetin en zor sorularından biri karşımıza çıkar: Gitmek mi zor, kalmak mı?
Bu sorunun herkes için geçerli tek bir yanıtı yoktur. Kimi zaman ayrılmak tarihsel bir sorumluluktur; kimi zaman ise bütün eksikliklere rağmen kalıp mücadeleyi........
