Şafağın getirdiği acı - Abdullah Yüksel
Mayıs ayının başlarında, şafağın erken söktüğü sessiz ve açık bir geceydi. Gökyüzü hiç bu kadar yıldızlı, otların kokusu hiç bu kadar keskin, gecenin dinginliği hiç bu kadar etkileyici olmamıştı. Ağacın altından geçti iri adımlarla... Elleri arkadan kelepçeli, ayaklarında pranga... Dimdik yürüdü. Yüzü bir doğa yasası gibiydi: Sorgulanmayacak, değiştirilmeyecek, ödün verilmeyecek. Upuzun vücudu gergin, gözleri keskin... Karanlığa baktı uzun uzun. İçinde bir öfke, bir itiraz, bir direniş kabarıyordu. Ama korku yoktu artık. Sanki biraz sonra darağacına çıkacak değilmiş gibiydi. Sanki odasında, tek başına Rodrigo’nun gitar konçertosunu dinliyordu.
Teslim olmayan bir benliğin dinginliği vardı üzerinde. Gururlu, vakur, boyun eğmeyen bir duruş... Darağacını gördüğünde ölümün karşısına, ondan daha güçlüymüş gibi dikildi. İçinden........
