menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Osmanlı Millet Sistemi: İmtiyaz ve Ayrışma - Abdullah Kehale

44 0
12.08.2026

Osmanlı İmparatorluğu’nda millet sistemi, tebaanın (halkın) etnik veya ulusal kökenlerine göre değil, din ve mezhep esaslarına göre teşkilatlandırıldığı idari ve hukuki bir sistemdir. Bu yapı, imparatorluk içerisindeki farklı dini toplulukların kendi iç işlerini, özellikle de din, eğitim, aile ve miras hukuku gibi alanları kendi inanç esasları ve gelenekleri doğrultusunda yönetmelerine olanak tanımıştır.

Osmanlı millet sisteminde bireyler hukuki ve siyasi haklarını “eşit yurttaş” olarak değil, ait oldukları dini cemaatlerin statüsü çerçevesinde (Müslüman veya zimmi olarak) alırlardı. Bu durum, yasalar önünde tam bir eşitliği değil, gruplara göre değişen imtiyaz veya kısıtlamaları barındırırdı.

Modern demokratik devletler, kökeni, dini, mezhebi ne olursa olsun tüm bireylerin kanun önünde tamamen eşit olduğu “vatandaşlık” bağı üzerine kuruludur. Millet sistemi, bireyi değil cemaati/grup kimliğini esas aldığı için bugünkü evrensel hukuk normlarıyla uyuşmaz.

Millet sisteminde her dini grup kendi hukuki alanına (aile hukuku, miras vb.) büyük ölçüde sahip idi ve kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.

ULUS DEVLET KARŞITLIĞI 

Modern Türkiye Cumhuriyeti, laik hukuk sistemi ve medeni kanun birliği üzerine inşa edilmiştir. Toplumsal düzenin tek bir merkezi hukuk sistemiyle yürütülmesi esas alınır. Millet sistemine dönüş veya benzeri bir model, hukuki birliği parçalayarak farklı inanç gruplarının kendi içlerinde farklı hukuk kuralları uygulamasına kapı aralayabilir, ki bu da hukuk devletini zedeler.

İmparatorluk döneminde farklı unsurları bir arada tutmak için işlevsel olan bu ayrımcı idare, 19. yüzyılda milliyetçiliğin yükselmesiyle birlikte imparatorluğun dağılmasındaki en........

© Cumhuriyet