Emeklinin örgütlenme hakkı ve sendika - Musa Kocaman
Emekli olmak, toplumdan emekli olmak değildir. İnsan çalışma yaşamından çekildiğinde yalnızca işyerini bırakır; haklarını, taleplerini ve yurttaşlık sorumluluklarını bırakmaz. Buna karşın Türkiye’de emeklilerin örgütlenme hakkı hâlâ ciddi bir hukuki belirsizliğin içerisinde bulunuyor. Asıl çelişki de burada başlıyor: Milyonlarca emeklinin yaşamını doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal kararlar alınırken bu insanların kendi taleplerini toplu biçimde savunabilmesinin önündeki hukuki kapılar neden kapalı?
Bugün emekli yalnızca hukuki bir belirsizlikle değil, ağır bir geçim mücadelesiyle de karşı karşıya. Açlık sınırının altında kalan aylıklarla yaşamını sürdürmeye çalışan milyonlarca emekli; kira, gıda, sağlık ve temel gereksinimleri arasında her ay yeniden bir hesap yapmak zorunda kalıyor. Emekli bir yandan geçim sıkıntısıyla mücadele ederken diğer yandan bu mücadeleyi ortak bir ses ve örgütlü bir güç haline getirme olanağından da mahrum bırakılıyor. Oysa ekonomik olarak güçsüz bırakılan bir toplumsal kesimin sesini duyurabilmesinin en önemli araçlarından biri örgütlenme hakkıdır.
Sendikalar, insanların ortak çıkarlarını savunabildiği, taleplerini siyasal ve toplumsal alana taşıyabildiği demokratik bir örgütlenme biçimidir. Bu nedenle emeklilerin sendikalaşma talebini yalnızca maaş artışı veya ekonomik haklar üzerinden değerlendirmek eksik olur. Mesele aynı zamanda temsil edilme ve söz sahibi olma meselesidir.
Türkiye’de sorun, uluslararası hukuk ile iç mevzuat arasındaki farklılıktan kaynaklanıyor. Avrupa İnsan........
