Ayrılmak mı, mücadele etmek mi? - Hüseyin Özkahraman
Siyaset tarihi yalnızca iktidar mücadelelerinin değil, aynı zamanda sabrın, örgütlü direncin ve büyük yapıların kendi içlerindeki hesaplaşmalarının da tarihidir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üzerinde yaşanan tartışmaların yalnızca günlük siyasi çekişmelerle açıklanamayacağını düşünenlerin sayısı az değildir. Kimileri bu süreci dış etkilere, kimileri ülke içindeki güç mücadelelerine, kimileri ise partinin kendi tarihsel birikimi içerisindeki gerilimlere bağlamaktadır. Nedeni ne olursa olsun, CHP’nin bugün karşı karşıya olduğu temel soru şudur: Ayrılmak mı, kalıp mücadele etmek mi? Türkiye siyasi tarihi bu sorunun cevabını verecek sayısız örnekle doludur.
Tek parti döneminin ardından çok partili yaşama geçiş sürecinde dahi ayrılanların önemli bölümü zaman içinde siyaset sahnesinden silinmiş, buna karşılık büyük örgütler varlıklarını koruyarak yoluna devam etmiştir.
İsmet İnönü döneminde CHP içindeki farklı eğilimler zaman zaman sert tartışmalar yaşamış olsa da parti içi mücadele geleneği korunmuştur. İnönü’nün en önemli siyasi özelliklerinden biri, parti içi farklılıkları bütünüyle tasfiye etmek yerine onları siyasal mücadele içerisinde tutmaya çalışmasıydı. 1960’lı ve 70’li yıllarda Süleyman Demirel’in liderliğindeki Adalet Partisi de benzer süreçler yaşadı. Parti içinden ayrılanlar oldu, yeni oluşumlar denendi. Ancak ana gövdeyi terk edenlerin büyük kısmı bekledikleri toplumsal desteği bulamadı.........
