Aileden algoritmaya - Altan Kar
Bu metin, günümüzün “büyük öteki”sine dönüşen o görünmez ama her yerde olan algoritmik düzenin, yaşamımızı nasıl sessizce dönüştürdüğünü anlamaya yönelik bir çabadır. Ve ironik bir şekilde, neredeyse “her şeyi bilen” sözde Tanrı yapay zekâ ile birlikte yazıldı.
Jacques Lacan’ın “büyük öteki” dediği şey, bir zamanlar bize neyin doğru, neyin yanlış olduğunu söyleyen; sınır çizen, anlam veren bir çerçeveydi. Din, devlet, gelenek... Hepsi bu görünmez omurgayı ayakta tutuyordu.
Sonra bir şey oldu. O omurganın aslında sandığımız kadar sağlam olmadığını fark ettik. Ve belki de ilk kez, “Gerçekten kim söylüyor bize neyin doğru olduğunu” sorusuyla baş başa kaldık. İşte o anda yalnızca otorite değil, anlamın kendisi de sarsıldı.
Bugün yaşadığımız şey tam olarak bu sarsıntının yankısı. Evet, ekranlara daha çok bakıyor, daha uzun süreler ekranı kaydırıyoruz. Ama sorun yalnızca zaman değil. Sorun, o ekranların bize ne gösterdiği; daha doğrusu neyi normalleştirdiği...
Bir zamanlar insanı durduran, içini sıkan, “bu olmamalı” dedirten şiddet, bugün akışın içinde bir görüntü, bir kesit, bir “içerik” artık. Geçip gidiyoruz. Durmuyoruz bile.
Ve belki de en rahatsız edici olan şu: Buna alışıyoruz. Ama suç yalnızca algoritmaların değil. Çünkü aynı ekranlara biz de bakıyoruz. Aynı içerikleri biz de tüketiyoruz. Hatta çoğu zaman, yorgunluktan ya da çaresizlikten, çocukları o ekranların içine biz........
