Türkiye’nin en güvenilir adamı...
Haluk Levent, çok uzak değil, geçen yılın sonuna dek Türkiye’nin en güvenilir ismi çıkmış.
Bir, iki, üç değil... Tam 6 yıl boyunca “üst üste” bu payeye erişmiş.
Şimdi bizim mahallede eş, dost; “Kılıçdaroğlu’ndan sonra en büyük darbemiz, en büyük düş kırıklığımız oldu” diyerek dövünüyor.
Dikkatinizi çekerim, “Kılıçdaroğlu” bu arada başlı başına bir “hayal kırıklığı” ölçüsü oldu: “Kılıçdaroğlu’ndan büyük, Kılıçdaroğlu’na denk hayal kırıklıkları” vs...
“Kılıçdaroğlu’na yıllarca verdiğimiz oyların utancından sonra, serde bir de Haluk Levent tarafından ağır biçimde ters köşe olmanın perişanlığını yaşamak varmış” diyor insanlar:
“Nasıl bunca yanıldık?” diyorlar: “Nasıl bu kadar aldandık? Kıbrıs kumarhanelerinde ‘kara listeye’ alınmış ve de mali suçlardan 90’lı yıllarda hapse girmiş çıkmış bir insana bunca yıl nasıl güven bağladık? Nasıl olabilecekleri hiç görmedik? Nasıl gözümüz bağlandı?”
Haluk Levent; geçmişindeki “kara delik”leri sözde zamanında itiraf eden ve toplum önünde nedamet getiren, deprem sonrasında da özellikle görünürde “sadece yaptığı iyiliklerle gündem olmaya” ahdetmiş olan bir kişi.
Toplum, göz önünde yaşanan böyle büyük “nedamet hikâyelerini” sever.
Haluk Levent de işte böyle bir “bilet”le kimliğini aklayarak kendini “resetlermiş gibi” yaptı.
İtiraf edelim ki bu cazip, dramatik ve teatral bir öykü. Çünkü alabildiğine sıradışı.
Bu nedenle Levent’e -sistemdeki alternatifsizliğin de verdiği çaresizlik içinde- asla açılmaması gereken krediler........
