menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ucu bize dokundu!

668 0
12.10.2026

Bu fotoğrafa iyi bakın. Ayağımda elektronik kelepçe var. Ama en sonda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim:

Meslektaşlarım Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı cezaevindeyken ayağımdaki kelepçenin benim için hiçbir önemi yok.

Ben evimdeyim, onlar dört duvar arasında. Mesele ben değilim. Mesele, gazeteciliğe yönelen baskı.

9 Ekim Cuma günü, Ticaret Bakanlığı ve Bakan Ömer Bolat’ın şikâyeti üzerine savcılıkta ifade verdim. Mahkeme yurtdışına çıkış yasağı ve haftada üç gün imza kararı verdi. Savcılık itiraz etti. İmza yükümlülüğü ev hapsine çevrildi.

Ne yaptım? Sahte belge mi ürettim? Özel hayat ile ilgili bilgi mi verdim? Bilmediğim rakamları gerçek diye mi açıkladım?

Meclis kürsüsünde dile getirilen, tutanaklara giren iddiaları araştırdım. Soru sordum.

7 Ekim’de milletvekili Ümit Özlale, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a Meclis kürsüsünden sordu:

Bir bakanın babası fonlara 470 milyon lira yatırıp 830 milyon lirayla mı çıktı? Bir başka bakan fon krizi patlamadan önce 170 milyon lirayla fondan ayrıldı mı?

Bunlar ağır iddialardı. Gazetecilik de tam burada başlar. Bu iddiayı araştırmak ve kamuoyuna tüm yönleri ile sunmak en temel gazetecilik görevidir. Kendisine gazeteci diyen herkes bu iddiaları araştırır. Sorar. Soruşturur. Belgelerin peşine düşer. Ben de bunu yaptım.

7 Ekim akşamı Sözcü TV’de, edindiğim bilgiler doğrultusunda iddialarda adı geçen isimlerden birinin Ticaret Bakanı Ömer Bolat olduğunu söyledim. Ömer Bolat’ın Hedef Portföy bünyesinde yatırımının bulunduğu iddiasını aktardım. Ayrıca Hedef Portföy çevresindeki şirketler, ticaret sicili kayıtları, ortaklık ve adres bağlantıları hakkında edindiğim bilgileri anlattım.

İsmail Saymaz ve diğer yayın arkadaşlarım doğal olarak sorular yöneltti. İsmail Saymaz, 400 milyon lira yatırılıp 800 milyon lira alan bakanın Ömer Bolat olup olmadığını sordu.

Verdiğim yanıt çok açık:

“400 koyup 800 aldığını bilmiyorum. Bu konuda bilgim yok.”

Bilmiyorum dedim. Evet. Çünkü bilmediğim bir rakamı biliyormuşum gibi söylemem. Ancak söylemediğim bir cümlenin hesabını da vermem. Yayında ayrıca Ümit Özlale’nin Meclis kürsüsünden beyan ettiği operasyon öncesinde çıkış yapıldığı yönünde iddiasını da dile getirdim. Ancak bunların araştırılması gereken iddialar olduğunu söyledim.

Programda altını çize çize iddia olduğunu ve sayın bakanın yalanlama veya doğrulama yapacağını belirttim.

Bütün bunlar yayın kaydında mevcut.

Canlı yayında bazen konuşmalar üst üste bindi. Programı sonradan izlediğimde bazı soruları duymadığımı, bazılarına da eksik yanıt verdiğimi gördüm.

İsmail Saymaz dünkü yazısında bir soruyu yanıtsız bıraktığımı belirtiyor. Oysa o soruyu duymadım. Duysaydım, bilgim olmadığı konuda yine bilgim olmadığını söylerdim.

Çünkü gazetecilik her soruya........

© Cumhuriyet