Unutulan bir kavram: İstifa
Günümüzün sıkça kullanılan klişesi: “Hayat hızlı akıyor, gündem çabuk değişiyor. Teknolojik gelişmeler rüzgâr gibi esip geçiyor; durmak, beklemek geride bırakıyor...” Oysa eğer bir ülkenin geleceğinden bahsediyorsak hızla birlikte dengeli bir şekilde durup düşünmek, stratejik planlamalarla, demokratik ilkeler izinde akıl-bilim temelli yol almak, yapılanın yapılmayanın hesabını sorgulamak da önemli olsa gerek. Özellikle de eğitim konusunda izlenen politikalar açısından. Ancak akıllardaki sorular, kaygılar çok. Örneğin, hepimizi büyük bir acıya boğan okul katliamını, örneğin yıllar boyu karanlıkta bırakılan kadına yönelik ölümcül şiddet dosyalarını, örneğin şiddet sarmalında çocukların çetelerin elinde kayıp gitmelerini ele alırsak... Durup düşünmek, ortak geleceği aydınlatacak bir yol haritası oluşturmak hemen şimdinin işi.
Sorunların çözümü ilk olarak sorunun nedenlerini konuşmakla, eleştiriyi de sorgulamayı da kabullenmekle başlar. Bugünkü dehşet tablosunun öyle birdenbire karşımıza çıktığını hangimiz söyleyebilir? Şiddet, etik-liyakatten uzaklaşma, yolsuzluk, yoksulluk gibi pek çok sorun çok uzun süredir farklı biçimlerde toplumun pek çok kesimine yayılmış durumda. Kimimiz bunu toplumsal çürüme yolundayız diyerek de yorumluyor.
Siyaset üstü bakışla çözüm bulmak yerine dini siyasete alet edenlerin; tarikat-cemaatler üzerinden çağdaş, laik, akıl-bilimden yana eşitlikçi eğitim sistemini aşındıranların, cinsiyet eşitliğinde........
