Çerçeveden sorunlara savrulma riski
Washington’ın uzun yıllardır savunma stratejisinin merkezinde Ortadoğu’dan Asya-Pasifik’e odaklanma hedefi var. Obama, Biden dönemlerinden Trump’a ortak yaklaşımları Çin’le mücadelede elini güçlendirmek. Bunu yaparken kuşkusuz kendi çıkarları doğrultusunda bir Ortadoğu denkleminin de peşinde. Bu bakış açısı bir yandan kendilerine bağımlı, dev savunma sanayisi çarklarını döndürecek şekilde zengin Körfez ülkeleriyle işbirliğini, bir yandan da İsrail’i Ortadoğu’da çıkarlarının savunucusu olarak koruyup kollama hedefini içeriyor. Aynı şekilde Çin’in yakın müttefiki Rusya ile Avrupa arasında savaş destekçileri de unutulmamalı.
7 Ekim 2023’te Hamas’ın “soru işaretleri”yle dolu İsrail saldırısı ile Ortadoğu’da klasik deyişle taşlar yeniden oynadı. İsrail’in Filistin’deki kıyımı, Lübnan, Suriye’yi de kapsayan işgali; Rusya-İran destekli Esad yönetiminin düşüşü, Şam’a cihatçı kökenli, şimdilerde Batı ile müttefik Şara yönetiminin gelmesi, İsrail-ABD saldırılarıyla birlikte İran’ın; Irak’tan Lübnan’a, Yemen’e uzayan Şii ekseninin ciddi ölçüde etkinliğini yitirmesi... Ukrayna-Rusya örneği gibi günümüzün sonu gelmeyen savaşlar stratejisinde yeni hedef İran. Hürmüz kilidi, bölgede alevlerin her an yayılma tehlikesini ortaya koyuyor.
Bu kaotik dünya düzenini iyi değerlendirmeden atılacak her adım ise ülkemiz açısından riskleri beraberinde getiriyor. Türkiye, Akdeniz’den Karadeniz’e içinde bulunduğu zorlu coğrafya düşünüldüğünde emperyalist çıkarların her zamanki gibi tehdidi altında. ABD’nin doğrudan hedef........
