Demokrasisiz barış olur mu?
Çerçeve yasa uzun süredir kamuoyunu meşgul ediyor. Son dönemde siyaset neredeyse bu konuya kilitlenmiş durumda. Siyasette bütün bunlar olurken halkın büyük bölümü ise kendi günlük yaşamında ekonomik-sosyal sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Aynı zamanda, Ankara’da yaşanan gelişmeleri ve kendi adına alınan-alınacak kararları dikkatle izliyor.
Öncelikle altını kalınca çizmek gerekiyor. Teröre son verilmesi ve ülkede kalıcı bir barışın sağlanması, aklı ve vicdanı olan herkesin ortak talebi ve beklentisidir. Bunda hiçbir kuşku ve tartışma yok. Ancak böylesi tarihi bir adımın, toplumsal ve siyasal en geniş uzlaşı ile atılması gerekiyordu. Bu bağlamda, toplumdaki duyarlılıklar da olabildiğince dikkate alınmalıydı. Ayrıca süreç çok şeffaf biçimde yürütülmeliydi. Ama sonuçta maalesef böyle olmadığı görülüyor.
TOPLUMSAL UZLAŞI VE GÜVEN
Siyasetin pratiğinde, bu genel ilkelerin ve beklentilerin gereğince dikkate alınmadığı anlaşılıyor. Hazırlanan yasa tasarısının içeriğinden uzunca süre bırakın kamuoyunu, Meclis’teki partilerin ve vekillerin bile haberdar olmaması, büyük olumsuzluk yarattı. Ayrıca birçok uzman hukukçu tarafından “örtülü af” olarak nitelendirilen ve eleştirilen yasa, hukuksal tartışmaları da beraberinde getirdi. Oluşturulan komisyonun hazırladığı ortak raporun da rafa kaldırıldığı görüldü.
Bizce, hukuksal eleştirilerin yanı sıra en önemli siyasal eleştiri de çerçeve yasanın iktidarın ömrünü uzatmaya yönelik bir oyun........
