Bir Kitap Fuarından Bir Kentin Hafızasına
Zonguldak Belediyesi Kitap Fuarı vesilesiyle geldiğim kentte, kitapların arasında dolaşırken yolum ister istemez kömürün, emeğin ve hafızanın izlerine çıktı. Stantlar denize nazır bir hatta, martıların kanat gölgeleri altında kurulmuştu. Karadeniz’in tuzlu rüzgârı sayfaların arasından geçiyor, kitapların çağrısına kentin derinlerinden gelen başka bir ses karışıyordu.
Zonguldak böyle bir şehir. Yüzünüzü denize dönersiniz ama bir süre sonra gözünüz dağlara, o dağların altındaki kömür damarlarına, o damarların içinden çıkarılan ekmeğe kayar. Burada deniz de konuşur, kömür de. Martıların çığlığına yerin altından gelen eski bir emek sesi eşlik eder.
Fuar alanında dolaşırken bunu düşündüm. Kitap stantlarının önünde duran çocuklar, ellerinde kitaplarla yürüyen okurlar, kapaklara eğilip uzun uzun bakan insanlar… Denizin kıyısında söze, kitaba ve karşılaşmaya açılmış güzel bir alan vardı. Ama Zonguldak’ta hiçbir karşılaşma yalnız bugünün içinde kalmıyor. Kent, insanı geçmişiyle birlikte karşılıyor.
Bu geçmişin en güçlü duraklarından biri de Zonguldak Maden Müzesi. Kente gelen birinin şöyle uğrayıp çıkacağı yerlerden değil orası; daha kapısından girer girmez insana Zonguldak’ın iç sesini duyuruyor. Eski fotoğraflar, madenci giysileri, ocaklardan kalma araçlar, işçilerin gündelik hayatından izler… Hepsi bir........
