menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihte özellikli bir meslek: Yasakçılık

23 0
19.09.2026

Émile Zola’nın “Thérèse Raquin” romanı yayımlanır yayımlanmaz ortalık birbirine girer. Birtakım ahlakçılar romana karşı cephe alır. Vay efendim, neden Seine Nehri’nde evli olmayan bir kadınla bir erkek baş başa kayığa bindi, diye ortalığı karıştırırlar. Zola, yalnızca siyasi değil, müstehcen olarak da nitelendirildiği için hedef tahtasına oturtuluverir. Bugün ise bir sandal sefası romantizmin en cazip hediyesidir. Erkek için kürek çekme eylemi gücü ve güveni simgeler. Kadın içinse saadet dolu bir yuvanın anahtarıdır bu gezinti. Yüz yılda değişen ahlak algısıdır. Kadınların kamusal hayattaki varlığının artmasıyla dönem değişir. Dünün cezası yarının ödülü oluverir. Geriye akıl almaz ahlakçıların saçmalıkları kalır. Dönem değişir ama onlar değişmez!

On yedinci yüzyılda ünlü İngiliz ilahiyatçısı ve muhafazakâr parlamenterlerin önde gideni William Prynne, oyuncuların müstehcenlik yaptığını iddia edip hemen herkesi tiyatrocuları kınamaya davet eder. Buradan tiyatro sanatçılarının özel olarak bir şey yaptığı, ahlak dışı bir yanlışa düştüğü yanılgısına düşülmesin. Prynne’ye göre sahne üzerindeki son derece sıradan bir eylem, oyuncuların cezalandırılması için yeter de artar bile. Suçlamalarını 1633’te yayımladığı “Histriomastix: The Player’s Scourge, or Actor’s Tragedy”de (Oyuncuya Nefret/Oyuncunun Cezalandırılması ile Trajedisi) dile getirir. Ama Prynne, iktidara yaranmak isterken iktidarın hışmından kurtulamaz. Yıllar önce kaleme aldığı pastoral şiirleri saray tarafından nefret imgesi hâline dönüşünce cezaevini boylar. Diyeceğim o ki muhafazakârlık daha büyük muhafazakârlığı doğurur. Yola çıkanları bile yutar bu çılgınlık. Dün adına çıkar çetesi yaratmak isteyenler, yarının dünyasında kendine yer bulamayabilir. Toplum........

© Cumhuriyet