Anlamın ardından seslenen yeni bir dergi: ArtAnlam
Bir zamanların tanınan gazetecisi Baki Süha Edipoğlu, Necati Cumalı ile ilgili anısını “Bizim Kuşak ve Ötekiler” kitabında şöyle aktarır: “Necati, on beş gün, yirmi gün, belki de bir ay merakla bekledi. Şiirleri bir türlü Varlık dergisinde çıkmıyordu. Bir gün bana geldi, ümitsiz hatta kederliydi: ‘Ben size söylemedim mi? Bu Yaşar Nabi Bey benim şiirlerimi beğenmedi. Bari gidip defterimi geri alayım’ diyordu. Kendisini teskin ettim. ‘Biraz daha bekle, biz bir zamanlar çok bekledik’ dedim. Sustu. Derin bir tevekkül içinde ilk şiirinin çıkacağı o mutlu günü beklemeye başladı. Aradan iki ay kadar bir zaman geçmişti; bir akşamüstü Ahmet Muhip’le birlikte Şükran Lokantası’nda oturuyorduk. Bir de baktık, camların arkasında beyaz dişleri, güler yüzü ile Necati Cumalı göründü. Elinde Varlık dergisi vardı. İşaret edip içeriye davet ettik. Necati, kendinden emin adımlarla fakat saklamaya çalıştığı çocuksu bir sevinçle geldi, yanımıza oturdu. Büküp katladığı derginin birkaç saat evvel çıkmış taze baskısını masanın üstüne bıraktı. Açtık baktık. Necati’nin ilk şiiri, derginin en güzel yerinde yayımlanmıştı. Cumalı artık aramıza resmen bir şair olarak katılmıştı.”
Bir zamanlar şiirinin Varlık dergisinde yayımlanması şairliğin de ispatı anlamına gelirdi; hele bir öykün çıkmışsa artık edebiyat dünyasının kapıları ardına kadar açılırdı. Necati Cumalı’nın çiçeği burnunda bir şair adayıyken Varlık’ta günlerce şiirinin yayımlanmasını beklemesi boş değildi. Nitekim bizim kuşağa kadar bu etki büyük bir hevesle sürdü.
Son yıllarda edebiyata yakınlık duyan gençler arasında dergicilik üzerinden yazılanları yorumlama, yazarı/şairi tanıma, merakı sürdürme ve izleme yöntemi tıkandı. Ortalık daha........
