İnsan, toplum, virüs ve direniş
15 yaşımda, ağabeyimin, hayat modelimin, ölmez idolümün yok olmasıyla tanıştığım ölümden, korkmam...
Ama istediğim gibi davranmamı engellediği için kişiliğimi, hayatımı etkileyen hastalıktan korkarım!
Bir hafta kadar önce, geçen Salı yazımı yazmamı da engelleyen bir virüs saldırısı ile karşı karşıya kaldım.
Hastalığım sırasında, beni hasta eden virüslerle toplumu hasta eden virüslerin benzerliğini keşfettim:
Virüsler kendi başlarına yaşayamazlar:
Çoğalmak için insanda bir konak hücrenin veya toplumda, bir partinin, bir iktidarın içine girmek zorundadırlar.
Virüs, solunum yolu, temas, yiyecek-içecek, emperyalizm, eğitim, siyaset, rüşvet veya başka yollarla vücuda veya topluma girer.
Virüsün dış kabuğu, hedef hücrenin veya kurumun yüzeyindeki özel “anahtar delikleri”ne (reseptörlere) yapışır.
Bu yapışma, virüsün o hücreyi, kurumu, partiyi, iktidarı tanımasını ve içine girmesini sağlar.
Virüs hücreye veya kuruma girdikten sonra, onun içini boşaltmaya başlar ve genetik materyalini (DNA veya RNA, hedef, ideoloji) serbest bırakır.........
