Sana helal bize haram, sana yasal bize yasak: Nükleer Silah
Resmi anlatıya göre, 1968’de imzaya açılan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT), nükleer silahlanma yarışını sınırlamayı, nükleer enerjinin barışçıl kullanımını güvence altına almayı, bir daha Hiroşima ve Nagazaki benzeri felaketler yaşanmasını önlemeyi amaçlıyordu.
Ancak bu anlaşma, “nükleer ayrıcalık sistemi”nin, küresel düzenin güçlüleri lehine düzenlenen bir çifte standart belgesi. “Resmen” dünyayı “güçlüler ve güçlenmesi asla istenmeyenler” arasında iki gruba ayırıyor.
Anlaşmada, 1 Ocak 1967’den önce nükleer bir silah ya da patlayıcı araç yapıp patlatmış olan devletler yani nükleer silah denemesi yapmış ABD, SSCB, Birleşik Krallık, Fransa ve Çin; uluslararası sistem tarafından “nükleer silah sahibi devlet” olarak kabul edildi. Bu devletler “tanımlı hak” sahibi kılınırken, diğer devletler anlaşmada yazana uymak zorundaydı: nükleer silahlara ve tesislere sahip olmayacaklardı. Nükleer silah sahibi olmayan devletler bu silahları geliştirmeyecek, buna karşılık nükleer enerji barışçıl amaçlarla kullanılabilecekti. Ayrıca; Kanada, Almanya, Japonya, İtalya, İsveç ve Hollanda gibi sivil nükleer tesis programı olanların yanında Belçika, İsveç, Norveç, Avustralya gibi ülkelerde de araştırma reaktörü bulunuyordu.
Bu ülkeler dışında, yani dünyanın geri kalanında nükleer çalışma yasaktı. Nükleer silahı olmayanlar, hiçbir şekilde nükleer silah yapmayacak, nükleer silahların kontrolünü doğrudan veya dolaylı olarak devralmayacak, yapımı için herhangi bir yardım aramayacak, almayacaktı. Ne nükleer silahı olanlar........
