18 Mart’tan Anafartalar’a: Çanakkale Mustafa Kemal’siz anlatılamaz
1915’te dünyanın en güçlü filosu, sanayileşmiş imparatorlukların çelik zırhlılarıyla Çanakkale Boğazı’na yüklendiğinde onlara komuta edenlerin amacı açıktı: Boğazlar aşılacak, İstanbul düşürülecek, Osmanlı galiplerce paylaşılacaktı. Bu, yalnızca devletler arasındaki bir savaş değil, medeniyetler çatışmasıydı. İngiliz Savaş Bakanı Kitchener, ondan kara ordusuna ilk önce “Konstantinopolis Seferi Kuvvetleri” demişti.
Savaş, İttifak Devletleri aleyhine seyrediyordu. İstanbul halkı, Anadolu’ya göç etmeye başlamıştı. Biri, sultan ve çevresi; diğeri, kordiplomasi için iki kaçış treni hazırlandı. Hükümet, çoktan Eskişehir’e taşınma hazırlıkları yapmıştı. Osmanlı’yı savaşa sokan, Almanya hayranı Enver Paşa insanların endişelerine “budalaca bir panik” diyordu ama gerçek bambaşkaydı. Osmanlı ordusu Süveyş’te, Irak’ta, Doğu Anadolu’da kırılıyordu.
NUSRET’İN MAYINLARI
26 adet karbonit mayın. Rusların Karadeniz’e bıraktıkları… Hava sisli ve hafif yağmurlu. Nusret’in bacasından çıkan duman belli olmasın diye sanki… Yüzbaşı Hakkı Bey, onu Anadolu kıyısından yüzmeye geçirdiğinde saat sabahın 5’i. Hedefe vardığında saat 7. On dakika sonra dönüş pozisyonu alıyor. İlginçtir; her biri 80 kg olan mayınlar kıyıya dik değil, paralel döşeniyor. Aralarında 100’er metre var. Çanakkale sularına demirlediğinde sabahın 8’i, tarih ise Mart’ın 8’i. 9 Kasım’dan beri çalışıyordu Nusret. Beş hatta, 159 mayın döşemişti Çanakkale Boğazı’nda.
Fransız “Bouvet Zırhlısı” hemen, İngiliz “Irresistible” ve “Ocean” ise gün sonunda battı. Ağır hasarlı........
