Son sözünü söylememiş bir cenaze
B-3 koğuşunda sabah sayımı bitti. Sayım dediğime bakmayın, zaten iki kişiyiz. Bir, iki... Demir kapının penceresinden uzatılan gazeteler hızla okundu. Derken... Avlunun ortasındaki mazgaldan “güm güm güm” ses geliyor. Koşuyorum. B-2’deki Yalçın Hoca sopayla vuruyor. Yanyana iki koğuş için sesini duyurmanın yolu kanalizasyon boşluğu. Buna mahpuslukta “telefon” deniyor.
- Bugünkü yazımı okudunuz mu?
- Okurken ağladınız mı?
- Ben yazarken ağladım!
Sabah beşte uyanıyor. Okumaya başlıyor. Hayır, her şey politika değil. Gazetelerin magazin eklerini didik didik ediyor. Haberlerden sonra ölüm ilanlarını özenle kesiyor. Tanımayanları şaşırtacak şekilde, Hürriyet ve Milliyet’in magazin eklerinde beğendiği modellerin fotoğraflarını kesip koğuşun duvarlarını süslüyor.
MENDERES’E KARŞI BİR ÖĞRENCİ
Yalçın Küçük’ü kaybettik.
Hep uçlarda, hep sınırda, hep kavgacı...
“Nerede savaş varsa ben oradayım” derdi. Sözünü de tuttu. Menderes’e karşı ayaklanan öğrenci hareketinde önlerdeydi. 22 yaşında kaçak yaşamak zorunda kaldı. İhtilal sonrası pilava karşı planı savunmak için Planlama Teşkilatı’nda mücadele etti. O dönem yazdığı eserlere bakarsanız, niyeti, sosyalist devrim sonrasında ülkeyi yeniden kurmanın yolunu öğrenmekti.
Hayat onu zihnen beslendiği Doğan Avcıoğlu ile çok kez buluştursa da sol içindeki ayrışmada “sosyalist devrim” tezini savundu. Yaşamının ilk döneminin fikri mücadelesini de bu belirledi. Her türlü tortudan arındırılmış, melezleşmeyi reddetmiş bir Marksizm saflığına ulaşmaya çalıştı: “İnsanlığın ilk ve en büyük şarkısı olan ve benim için hâlâ güzel, ilk sosyalist düzenin yıkılışına verilecek ilk cevap sol Marksizmin kuruluşunu ciddiye almak olmalıdır.”
Bu döneminde Kemalizmi eleştirerek aşma arayışındaydı. Sosyalizm ile Kemalizm arasına belirgin bir çizgi çekmeye çalışıyordu. Birinci TİP, İkinci TİP, Behice Boran’la ayrışmasının ardından Sosyalist İktidar... 12 Eylül’e karşı aydın eylemleri, 80’lerin ikinci yarısında Toplumsal Kurtuluş ile tüm devrimci solu etkileme mücadelesi... “Gericiler arasında ittifak var, ilericiler arasında da kurulmalı” tespitiyle yola çıkıp 90’larda Kürt siyasetiyle yan yana gelmesi...
YALÇIN HOCA’NIN TEZLERİ
Savaş hayatıydı, dedim ya...
1973’te askere gitti. Kıbrıs Harekâtı’nda cephedeydi. Bu sırada gazi oldu. Mahkemede ya da tartışmalarda, tansiyon yükselince cüzdanından gazi kartını çıkarır, memleket için kurşun attığını........
