Bir ‘müstehcen’ tutuklama
Akit gazetesinin birinci sayfasında “Tesettür etkileşim saldırısı altında” başlıklı bir içerik vardı. Spotunda şöyle yazıyordu: “Son dönemde sosyal medya platformlarında sayıları artan ve kendilerine ‘fenomen’ diyen sözde başörtülüler, etkileşim uğruna yaptıkları paylaşımlarla İslamın emri tesettüre zarar vermeye başladı.”
İçerikte isim yoktu ama kullanılan fotoğrafta hedef belliydi: Fatma Soydaş.
22 yaşındaki Soydaş, sosyal medya için ürettiği içeriklerden dolayı “tesettürlü fenomen” olarak adlandırılıyordu. Gördüğü ilginin sonunda Akit’in yaptığı bu “haber”, yargının işleyişini bilenler için “Buraya kadar” demekti. Öyle de oldu.
Bir gün sonra, İstanbul’da yaşayan Fatma Soydaş için nedense Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Açılan soruşturmada yöneltilen suç “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama” iddiasıydı. Aynı gün Fatma Soydaş için gözaltı, evinde arama, sosyal medya hesaplarına erişim engeli kararları verildi. Akit bu kez “son dakika” diyerek haberi duyurdu: “Akit yazdı, başsavcılık hareket geçti!” Yargı mekanizması işliyordu.
Tahmin ediyorum, yapılan suçlamanın üst sınırının bile bir yıl hapis olmasının tutuklama için yetersiz kalacağı düşünüldü ki ek bir suçlama daha getirildi: “Müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek!”
Peki, neydi o öne sürülen müstehcen yayınlar? Fatma Soydaş ne yapmıştı da böyle bir suçlama ile karşı karşıya kalmıştı?
Yanıt için dosyaya bakıyorum. Savcılık, Fatma Soydaş’ın “İslam dinini temsil eden yaşam tarzını benimsediği yönünde algı oluşturmasına karşı”, “cinsel çağrışım........
