Zihni Göktay için
Zihni Göktay’ı sonsuzluğa uğurladık. Bıraktığı “hoş seda” gökkubbemizde yankılansa da o güler yüzlü, tatlı dilli oyuncu artık bizimle değil. Sesi, çok ünlü “Lüküs Hayat” operetinin buram buram İstanbul kokan şarkılarıyla duyuldu, 12 yıl öncesinin -internette izleyebileceğiniz- yine çok ünlü “Ulan İstanbul” dizisinin çekimiyle günümüze ulaştı. Zihni Göktay -daha uzun yıllar yaşamalarını dilediğim -Metin Akpınar, Zeliha Berksoy, Ali Poyrazoğlu, Müjdat Gezen, Suna Keskin, Nevra Serezli ve birçok başka yaşıtları gibi 1940’lı yıllarda doğmuş tiyatrocular kuşağının simgelerinden biriydi. Bu sanatçılar ve aynı kuşaktan olan -benim gibi- seyirciler tiyatromuzun 1960’lar olarak saptanmış en parlak döneminin insanlarıdır.
Zihni Göktay’ın oyunculuğunun temelinde yoğun bir seyircilik deneyimi ve 1960-64 yılları arasındaki amatör tiyatro çalışmaları vardır. İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun çocuk oyunlarıyla büyümüş, ustaların ustası, ortaoyuncu ve tuluatçı İsmail Dümbüllü’yü belki canlı olarak, belki de radyoda ve filmde izlemiştir. Muhsin Ertuğrul’un, Vasfi Rıza Zobu’nun, Ulvi Uraz’ın, Gazanfer Özcan’ın yorumlarıyla birinci elden tanışmış; Muammer Karaca ve Nejat Uygur’un kıvrak oyunculuğunu yakından tanımıştır. Ustaları arasında Yıldız ve Müşfik Kenter’i de sayan Göktay, bütün bu sanatçılardan aldığı etkilerle geleneksel halk tiyatromuza ve tuluat tiyatrosuna özgü hünerler yanında, çağdaş oyunculuğun gerektirdiği donanımı da edinmiştir. Profesyonel olarak sahneye ilk kez 1964’te Ankara Meydan Sahnesi’nde çıkmış, bu tiyatroda dokuz yıl çalıştıktan sonra 1973’te........
