menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

23 0
23.04.2026

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?” başlıklı yazımız bu köşede yayımlandı. Bugün 23 Nisan 2026. Ankara’nın tozlu yollarında, yokluklar içinde yakılan o ilk Meclis ateşinin 106. yılındayız. Geçen yıl bu köşede sorduğumuz “Türkiye Cemahiriyesi mi” sorusu, bugün ne yazık ki bir soru işareti olmaktan çıkıp kurumları iğdiş edilmiş, egemenliği Saray ile dış sermaye arasında yok edilmiş bir gerçekliğe dönüşme sancısı çekiyor. Ancak bugün salt yakınmak için değil, bu kara kutuyu (denetlenemeyen iktidarı!) parçalayıp içinden yeniden halkın iradesini çıkarmak için yazıyoruz. Çünkü biliyoruz ki egemenlik yitirildiğinde yerine gelen yalnızca yoksulluk. Hatta can güvenliğini yitirme değil, bütünüyle çürüme, Atatürk’ün deyimiyle izmihlaldir, tam da son zamanlarda deneyimlediğimiz!

EGEMENLİĞİN ZORALIMI (GASBI) VE SOPA OLARAK YARGI 

Ulusal egemenlik, salt sandığa atılan oy pusulası değil, o pusulanın arkasındaki hukuk güvenliğidir. Bugün egemenliğimiz, ulustan alınıp dış destekli bir politik oligarşiye devredilmiştir. JJ Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’nde vurguladığı genel irade, ne yazık, ne acı ki azınlık AKP tahakkümü ile yer değiştirmiştir.

Yargı, adalet dağıtan terazi değil; muhalefet belediyeleri üzerinde sallanan, cumhurbaşkanına hakaret davalarıyla aydınların boynuna dolanan kamçıdır. Can ve mal güvenliğinin olmadığı, aç maden işçisinin vahşetle dövüldüğü, vali oğlunun işlediği cinayetin örtüldüğü bir düzende, 23 Nisan ülküsü komada.

Tarihsel anımsatma: Dünya siyasal tarihi, egemenliği halktan alıp tek kişiye vermeye çalışanların hazin sonlarıyla doludur. Antik Yunan’da Solon’un........

© Cumhuriyet