menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump, İran sonrası Avrupa’yla hesaplaşmaya mı hazırlanıyor?

13 0
10.04.2026

İran dosyasını kapatmaya hazırlanan Donald Trump’ın sonraki rotasının Avrupa olacağı giderek daha belirgin hâle geliyor. İran sürecinde beklediği desteği Avrupa’dan göremeyen Trump’ın, bunu zaman zaman esprili ama aşağılayıcı ifadelerle ortaya koysa da yaşananları siyasi hafızasına bir hesaplaşma notu olarak yazdığı açıkça anlaşılıyor. Trump, İran sonrası boş kaldığı ilk anda Avrupa hamlelerine başlayacak.

Görünen o ki Trump, önümüzdeki dönemde Ukrayna savaşı, NATO ve ticaret başlıkları üzerinden Avrupa Birliği’ne karşı daha sert, daha cezalandırıcı ve daha açık bir baskı siyaseti izleyecek.

Trump, İran’daki çatışmanın ilk gününden itibaren Avrupa’dan daha açık, daha güçlü ve daha kararlı bir destek bekledi. Ancak Avrupa Birliği cephesinden gelen tutum, Washington’un görmek istediği tabloyu ortaya koymadı. Avrupa’da öne çıkan “Bu bizim savaşımız değil” yaklaşımına karşı Trump da, Ukrayna konusunda “Ukrayna da benim savaşım değildi ama destek oldum” mesajı veren açıklamalarını peş peşe sıraladı. Tam da bu noktada, Trump’ın Avrupa’ya adeta “Bunu unutmayacağım, bir kenara yazdım” dercesine konuşmaya başladığını hep birlikte gördük. Bu nedenle, İran sürecinde su yüzüne çıkan bu görüş ayrılığının, önümüzdeki dönemde ABD ile Avrupa Birliği arasında daha sert ve daha açık bir gerilime zemin hazırlayabileceğini düşünüyorum. Nitekim Trump, ilk işaretini de Rusya’ya karşı en sert tavrı alan, yaptırımları art arda devreye sokan Avrupa Birliği’ne mesaj verircesine, Moskova’ya yönelik bazı yaptırımları yumuşatarak ve Rusya’ya yakınlığıyla bilinen Macaristan üzerinden adım atarak verdi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in bu hafta Budapeşte’de Başbakan Viktor Orban’la verdiği ortak basın toplantısı, sıradan bir diplomatik temasın çok ötesinde bir mesaj içeriyordu. Rusya’ya yakınlığıyla bilinen Orban, Avrupa Birliği içinde uzun süredir istenmeyen isimlerden biri olarak görülüyor. Özellikle Ukrayna başlığında alınmak istenen bazı ortak kararların önünde engel oluşturduğu gerekçesiyle, yaklaşan seçimlerde yeniden kazanmaması için Avrupa cephesinde açık bir siyasi kampanya yürütülürken, Vance’in Orban’a açık destek veren ve Avrupa Birliği’ni hedef alan çıkışları, Trump’ın Avrupa’ya ilk siyasi mesajını artık dolaylı değil, doğrudan vermeye başladığını gösterdi. Brüksel’in uzun süredir mesafeli yaklaştığı bir lidere Trump yönetiminin bu kadar görünür biçimde sahip çıkması, Avrupa içindeki fay hatlarının ABD tarafından artık gizli saklı değil, aleni bir şekilde kullanılabileceğine işaret etti. Bu nedenle Macaristan hamlesi, Trump’ın Avrupa’yla yaşanacak olası hesaplaşmasında ilk adım olarak okunabilir.

Trump’ın Avrupa’ya yönelik öfkesini çok beklemeden yalnızca siyasi söylemle değil, NATO’dan çekilme kartını yeniden masaya sürerek ve Avrupa ülkelerine ekonomik baskıyı artırarak göstermesi kuvvetli bir ihtimal. Özellikle savunma harcamaları, ticaret dengesi ve Ukrayna’ya verilen desteğin maliyeti gibi başlıklar üzerinden Avrupa’yı daha sert bir baskıyla karşı karşıya bırakabilir.

İran dosyasının kapanmasıyla birlikte Washington’un dikkatini yeniden Rusya-Ukrayna savaşına çevirmesi ve Trump’ın burada Kiev yönetimine daha sert bir baskı kurması beklenebilir. Özellikle Zelenskiy’ye, “Bu savaşı artık uzatmayın, masaya oturun ve anlaşmayı imzalayın” çizgisinde bir dayatma yapılması, Trump’ın Avrupa’yı zor durumda bırakacak yeni hamlesi olarak görülebilir. Çünkü Avrupa Birliği şimdiye kadar Ukrayna’ya güçlü ve koşulsuz destek verirken, Trump’ın barışa zorlayan sert tutumu hem Kiev’i hem de Avrupa başkentlerini aynı anda baskı altına alabilir. Bu nedenle İran sonrası Ukrayna dosyası, Trump’ın Avrupa’yla hesaplaşmasında Macaristan’dan sonraki ikinci büyük adım olabilir. Hatta Trump, Avrupa’ya çok daha sert ve sembolik bir mesaj vermek amacıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Alaska’da verdiği sözü yerine getirip Moskova’ya ziyaret gerçekleştirebilir.

Bu tabloya bakıldığında, Trump’ın Avrupa Birliği ülkelerine yönelik yeni ticari yaptırım ya da ek vergi çıkışlarını artırması ve Washington-Brüksel hattında daha sert diplomatik restleşmeler yaşanması şaşırtıcı olmayacaktır.

Böyle bir atmosferde Avrupa Birliği liderlerinin de Trump’la buzları eritmek ve oluşabilecek daha büyük kırılmaları önlemek için peş peşe diplomatik temaslara yöneleceğini düşünüyorum. Washington’a art arda yapılacak ziyaretler, ikili görüşme talepleri ve gerilimi düşürmeye dönük temas trafiği, yakın dönemin en dikkat çekici görüntülerinden biri hâline gelebilir. Burada sadece Londra’nın takındığı tutum ise tipik kurnaz İngiliz diplomasisinin nadir görülen örneklerinden biri oldu. Bu süreçte yine arada sesiz kalarak, kendisini ne tam anlamıyla ABD’ye yaslayan ne de Avrupa Birliği’nden uzaklaştıracak bir pozisyona sürükleyen Londra, dünyaya bir kez daha İngiliz politikasının neden bu kadar hesaplı olduğunu gösterdi.

Özetle Trump, İran dosyasının ardından ilk büyük siyasi mesajlarını Avrupa’ya yöneltmeye başladı. Süreç bu doğrultuda ilerlemeyi sürdürürse, küresel gerilimin ekseni Doğu’dan Batı’ya kayacak; yeni fırtınanın merkezinde bu kez Avrupa yer alacak gibi görünüyor.


© CNN Türk