Akdeniz Oyunları Ruhunu Tekrar Yakaladı ve Vatikan
Ben en son Bari ve Pescara Akdeniz Oyunları’nı gazeteci olarak izlemiştim. Çok kötü organizasyonlardı. Kötünün de ötesinde, adeta bir felaketti. Genellikle çocuk yaşta denilebilecek gönüllüler arasında gerek yöneticiler, gerek sporcular, gerekse biz basın mensupları saçımızı başımızı yolmuştuk.
Zaten sonrasında Akdeniz Oyunları önemini yitirdi. Ülke ekipleri sonraki yıllarda B, hatta C milli takımlarıyla katılmaya başladı.
Ama 20. Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yapan Güney İtalya’nın şirin liman kenti Taranto, inanın, üç halkalı şölene renk ve heyecan getirdi. Organizasyon tam anlamıyla profesyonelceydi; aynı zamanda amatör ruhu da yaşatıyordu. Kıyasıya müsabakalarda ev sahibi İtalya’nın ardından madalya sıralamasında ikinci sırayı aldık. Birçok dalda ilk kez şampiyonluklar yaşadık.
Madalya sıralamasında ev sahibi İtalya’nın ardından ikinci olmamız da ayrıca önemli. Bu başarı, yeni ve genç sporcularımızın ne kadar iyi yetiştiğini gösteriyor. En önemlisi ise onların Avrupa, dünya ve olimpiyat arenasında daha büyük başarılara ulaşabileceklerinin güçlü bir işareti.
Taranto’da elde edilen dereceler yalnızca kazanılan madalyalardan ibaret değil. Genç sporcularımız için uluslararası bir deneyim, büyük organizasyonların atmosferini soluma ve gelecekte Avrupa, dünya şampiyonaları ile olimpiyatlarda mücadele etme açısından çok değerli bir tecrübe oldu. Bu deneyimin, Türk sporunun gelecekteki başarılarına önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.
Ancak beni en........
