menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anları anılara çeviren Alavya Kitabı

15 0
14.06.2026

Etrafınızdaki herşey size iyi bir insan olmak, iyi bir yaşam sürmek, iyi beslenmek, iyi hissetmek, iyiyi görmek, iyiyi paylaşmak ile ilgili sürekli hatırlatmalarda bulunuyor. Üzerinde kelimeler olan taşlar, içinde yazılar olan tabaklar, bir araya gelince anlam ifade eden kelimeleri oluşturan harfli yastıklar, bornozların içine gizlenmiş "seni seviyorum"lar.. Her köşe size sevildiğinizi farklı bir biçimde hissettiriyor. Bir mekan, sizi sevdiğini, sizi düşündüğünü, en iyi nasıl gösterebilirse öyle gösteriyor. Karşılama biçiminden, uğurlama şekline kadar. Odaya her geldiğinizde sizin için hazırlanmış ufak ancak kalbe dokunan bir sürprizle karşılaşıyorsunuz. "I feel good" (iyi hissediyorum) yazıyor Alavya'nın girişinde. Alavya'dan dışarı çıkıp her geri geldiğinizde "evet" diyorsunuz kendi kendinize, "ben şu an gerçekten çok iyi hissediyorum." İyi hissetmeyi insana hatırlatıyor kısacası.

Alavya kitabını elime alınca da çok iyi hissettim. Kitap, Rana Erkan Tabanca'nın kendi kaleme aldığı, Alavya'ya dair olan hikayesini anlattığı içten bir yazı ile başlıyor. Kitabın geri kalan bölümlerinde yer alan yazılar ise Andrew Montgomery'nin Londra'daki ekibinde yer alan bir yazarın, Kitty Corrigan'ın imzasını taşıyor.

Corrigan bu kitapta bugüne kadar Alavya'nın kimliğinde iz bırakmış, kader değişimine olumlu anlamda etkisi olmuş kişilerle teker teker görüşüp, herkesten Alavya'yı dinleyerek hikayelerini kaleme almış. Ardından bu metinler dünya çapında tanınmış bazı köşe yazarlarının, Alavya'yı uzun yıllardır yaşamlarının bir parçası olarak gören bazı seyahat uzmanlarının ve de bazı konukların yorumları ile beraber kitaba eklenmiş. Egeye, özellikle de Alaçatı'ya özgü yemek tarifleri ise fotoğraflar arasına muazzam bir biçimde gizlenmiş.

Geçtiğimiz hafta, Alavya kitabının lansman gününün sabahında şömineli salondaki koltuklarda oturuyorduk. Kitabın sonlarında bir fotoğrafı olan bu salondaki sırtı objektife dönük duran deri koltukta ben oturuyordum, hilal biçimindeki büyük bej koltukta ise sırasıyla Alavya kitabını fotoğraflayan İngiliz fotoğraf sanatçısı Andrew Montgomery, kitabın Proje Küratörü Zeynep Çiftçioğlu İpekçi ve de Alavya'nın yaratıcısı Rana Erkan Tabanca.

Alavya kitabının bu süreçteki yolculuğunu ve de kitabı ortaya çıkaracak olan ekibi nasıl seçtiklerini konuştuğumuz sırada Rana Hanım Alavya'nın logosunu tasarlayan Emine Hanım'ın (Emine B. Tusavul) fikri sayesinde herşeyin başladığını söyleyerek kitabın ortaya çıkış hikayesini şöyle anlattı bize:

"...Emine, Petersham Nurseries kitabını yapan beyefendiyle neden bağlantı kurmadığımızı sordu. O kitap devasa, harika bir kitaptı. Bizimle çalışabileceğinden emin olamayarak Andrew Montgomery'e ilk e-posta'yı yazdı. Ondan sonra bağlantı kuruldu, görüşmeye başladık ve sonrasında da Zeynep iletişime geçti.

Bu yıl Alavya'nın 14. Yılı ve bu bizim 10. yılımızdan beri kurduğumuz bir hayaldi. Geride bir şey bırakmak istiyorduk. Kitap bir miras; geleceğe bıraktığınız bir miras aslında. Yani bugün bakması keyifli, ilginç ve güzel; ama yıllar yıllar sonra, biz bu dünyada artık yokken bile kitap hep kalacak, biliyorsunuz. Çünkü hizmet sektöründe her şey kaybolup gidiyor. Tamam, insanlar mutlu oluyor, mekân güzel oluyor, ama sonra her şey uçup gidiyor; hiçbir şeye tam anlamıyla tutunamıyorsunuz. Ama kitap öyle değil. Kitaplar yaşadığı sürece o da yaşamaya devam ediyor. Bu yüzden böyle bir miras, bir imza oluşturmak ve insanların bize gelmesi yerine bizim insanların evlerine girmemizi sağlamak istedik.."

Ardından kitabın içinde yer alan, dört mevsim için ayrılmış olan bölümlerden ve de Alavya'yı Alavya yapan herşeyin, herkesin bir şekilde kitapta yer alabilmiş olduğundan konuşmaya başladık. Kitabın ilk 300 baskısı, Alavya'nın ruhuna hakim olan, düşüncesine önem verdikleri toplumun farklı kesimlerinden tanıdıkları kişilere gönderilmiş. Bu kişilerden en çok aldıkları ortak yorum ise fotoğrafların burayı çok iyi yansıttığı üzerineymiş. Kitabı incelerken sanki bir anda buradaymış gibi hisseden veyahut kitabı kapatıp ilk uçağa atlayıp hemen Alavya'ya gelmek istediğini söyleyenler olmuş.

Andrew Montgomery, Alavya'ya her mevsimde bir kez gelmiş, 4 veya 5 gün kaldıktan sonra da Londra'ya geri dönmüş. Yani bugüne kadar, kitabın hazırlığı süresince çekilmiş olan tüm fotoğraflar toplamda 3 haftalık bir süreçte çekilmiş. Bu sayede de Alavya'nın 4 mevsim yaşanan........

© CNN Türk