menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cevat Şakir’e Saygı mı, Bodrum’a Veda mı?

10 0
saturday

Merhaba Diyerek Anmak: Cevat Şakir’e Saygı mı, Bodrum’a Veda mı?

Bir afiş… Bir çizim… Kocaman bir “MERHABA!”

Altına da o tanıdık cümle: “Bodrum’u dünyaya anlatan Cevat Şakir’i saygıyla anıyoruz.”

Güzel. Şık. Duygusal. Ama insanın içinden şu soru yükseliyor: Gerçekten anıyor muyuz, yoksa sadece görev mi yapıyoruz?

Çünkü Cevat Şakir’in Bodrum’u bir görsel değildi. Bir paylaşım hiç değildi. Bir yaşam biçimiydi. Sessizdi. Sade idi. Doğayla barışıktı.

Bugünün Bodrum’una bakıyorsunuz…

Gürültü var. Yoğunluk var. Plansızlık var. Ama en çok da çelişki var.

Bir yanda “saygıyla anıyoruz” diyenler, diğer yanda o Bodrum’u adım adım tüketenler.

Her yıl aynı sahne yaşanıyor: Bir gün anma… 364 gün unutma. Bir gün Cevat Şakir… geri kalan günler metrekare hesabı. İşte mesele tam burada. Cevat Şakir Bodrum’u dünyaya anlattı. Biz ise Bodrum’u dünyaya satıyoruz.

O doğayı korudu. Biz doğayı pazarlıyoruz. O insanı merkeze aldı. Biz rantı merkeze koyduk. Ve sonra dönüp diyoruz ki: “Saygıyla anıyoruz.” Bu biraz tuhaf değil mi?

Aslında yapılan şey anmak değil… rahatlamak.

Vicdanı bir günlüğüne susturmak. Çünkü gerçekten anmak zor iştir.

Anmak demek: Daha az beton demek. Daha çok doğa demek. Daha az kazanç, daha çok değer demek.

Ama bunlar zor. Paylaşım yapmak daha kolay.

İşte bu yüzden Bodrum’da en çok anılan şey, en az yaşatılan şey haline geldi: Cevat Şakir’in Bodrum’u.

Bugün Bodrum hâlâ “Merhaba” diyor.

Ama kimse şu soruyu sormuyor: Bu “Merhaba”, neyin başlangıcı?


© Bodrum Gündem