Yeni bir 11 Eylül mü?
ABD Başkanı Donald Trump sıklıkla, “Tanrı beni Amerika’yı yeniden büyük yapmak için gönderdi” diyor... 4 Şubat 2026’da, bir dua programında şöyle söyledi: “ABD’ye inancı ben getirdim. Cennete gitmem gerek...” ★★★ İşte, bu düşünce yapısıyla Trump... Müslümanların en kutsal kentlerinden Kudüs’ü, İsrail’in başkenti ilan etti. Suriye’nin Golan Tepeleri’ni İsrail toprağı olduğunu kabul etti. ★★★ Orta Doğu’nun haritasını değiştirmek için, Trump’la yola çıkan ve hiçbir kural tanımayan İsrail Başbakanı Netanyahu bir adım daha ileride... İran’a saldırılar devam ederken, 19 Mart 2026’da bakın, ne dedi... “Biliyorsunuz, insanlar saf, temiz olmak isterlerse içinde yaşadığımız dünyayı görmezden gelirler... Bu dünyada ahlaklı olmak yetmez. Adil olmak yetmez. Haklı olmak yetmez... Çünkü yeterince güçlü ve acımasız olan çoğu zaman üstün gelir... Güçlü olmalıyız, silahlanmalıyız, barbarlardan daha güçlü olmalıyız... İsrail, şu anda ABD’yle birlikte tam olarak bunu yapıyor...” ★★★ Netanyahu aslında şunu söylüyor: “Uluslararası hukuk, etik değerler ve kurallar önem taşımaz...” Makyavelizm’in temel yaklaşımına sığınıyor Netanyahu ve diyor ki: “Amaca erişmek için her yol mubahtır...” ★★★ Makyavelist politikaya göre: Lider, halkına erdemli görünmeli ama gerektiğinde aldatıcı, acımasız ve fırsatçı davranmalıdır. Halkı ve düşmanları manipüle etme yeteneği, başarılı bir hükümdarın olmazsa olmazıdır. Siyasi kararlar, ahlaki, hukuki ve dini değerlere bağlı kalmak zorunda değildir. Önemli olan, bir hareketin ne kadar etik olduğu değil, amaca hizmet edip etmediğidir. Din, halkı kontrol etmek için, politik çıkarlar için kullanılabilir. Korkulmak, sevilmekten daha........
