Bir diktatörün portresi
Problemli bir çocukluğun ardından, dünyanın başına bugüne kadar yaşanan en büyük felaketi getirdi. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ne iki kez başvurdu, ancak kabul edilmedi. Dinleyenleri büyüleyen, hitabet yeteneğini keşfetti. Köpeği Blondi’ye çok bağlıydı. ★★★ 12 ay kaldığı hapiste, ünlü kitabı “Kavgam”ı yazdı. Demokrasiyi tramplen olarak kullanmayı prensip edinmişti. Hele bir iktidara gelsinler, demokrasinin icabına bakarlardı elbet! ★★★ “Ekonomik Kriz”in işsiz bıraktığı milyonlarca Almanı arkasına alarak, diğerlerine fark attı. Geleceğe ait hiçbir umudu kalmamış insanlar, kendilerine “ulusal diriliş” vadeden bu sese kulak kabartmaya başlamıştı. Seçimlerden galip çıktı ve Başbakanlık görevini aldı. ★★★ Ülkeyi olağanüstü hâl yasaları ve kararnamelerle yönetmeye başlamış, Parlamentoyu saf dışı bırakmıştı. Karşıtlarının korkulu rüyası olan SS (Koruma Gücü), siyah üniformalarıyla muhalifleri ezen bir çekice dönüştü. İlk eylemleri, kendisine sadık olup da daha sonra muhalif tarafa geçenlerin idam edilmesi oldu. ★★★ 1934 yılında, Cumhurbaşkanlığı makamı ile Şansölyelik (Başbakanlık) makamının tüm yetkilerinin kendisinde toplanması yönünde referandum yapıldı. Askerleri sandıkta açık oy kullanılması yönünde baskı yaptılar. 43 milyon oyun ’ını aldı ve ülkesinin sorumsuz tek lideri, diktatörü oldu. Uzun süre kendisine şüphe ile bakan ordu da biat edince, zincirin halkaları tamamlandı. ★★★ Demokrasi dalgası üzerinde yelken açarak, diktatörlük kıyısına kapak atmıştı. Artık devlet demek, O demekti. Führer (lider) adını almıştı. Yani, bildiğiniz Hitler... Kendi gençliğini yaratmak........
