Sun’i Denge
Mahir Çayan yaşasaydı, iki hafta önce, 15 Mart günü, 80 yaşını bitirmiş olacaktı. Henüz 26 yaşındayken, 30 Mart 1972 günü, Kızıldere'de katledildi.
Dipnot Yayınevinin kısa süre önce yayımladığı Mahir Çayan Kitabı, anmak ve yeniden düşünmek için dolgun bir kaynak. Kitabın iki bölümü var. İlk bölüm, Çayan'ın Toplu Yazıları'nı bir araya getiriyor. “Mahir Çayan düşüncesi üzerine” başlıklı ikinci bölümde ise, Ertuğrul Kürkçü, Mahir Sayın, İlkay ve Necmi Demir, Abdullah Öcalan, Mahmut Memduh Uyan, Merih Cemal Taymaz, Işık Ergüden ve M. Ender Öndeş'in değerlendirme yazıları bulunuyor.
İkinci bölüm, adı üstünde, Çayan'ın düşüncesiyle, onun ideolojik mirasıyla meşgul olmak niyetiyle hazırlanmış. Bu düşünce 'kitinin' temel özelliklerinden biri, Mahmut Memduh Uyan'ın vurgusuna göre, “cür'et ve cesaret”tir, sadece eylemde değil akılda-fikirde de yaşa başa bakmadan, “diklemesine” gitmesidir. Bir başka temel özellik, Ender Öndeş'in vurgusuna göre, Mahir Çayan'ın düşünsel gelişime (yani yeniden düşünmeye, yani öğrenmeye, yani değişime) açıklığı...
Bir okur olarak kanaatim, kitaptaki yazıların poetik açıdan en güçlüsünün, Merih Cemal Taymaz'ınki olduğu. İçerik bakımından en ilgi çekici bulduğum ise, Işık Ergüden'in yazısı. Çünkü sun'i denge kavramına genişçe dokunuyor. Sun'i denge kavramının, en verimli, en kalıcı Çayan kavramı olduğunu ve hâlâ 'tüketilmemiş' olduğunu düşünüyorum.
Ergüden'in de dikkat çektiği gibi, ufak bir çeviri sakarlığı sayesinde doğmuş bir kavram bu aslında. Regis Debray önsözlü bir Che Guevara kitabında yer alan “kararsız/istikrarsız denge” kavramı, Türkçeye -Ergüden "hatalı" diyor, bence "sakar" diyebileceğimiz bir şekilde-, "sun’i denge" diye çevrilmiş. Çayan bu kavramı Guevara’nınkinden farklı olarak, salt askerî değil siyasî ve Işık Ergüden'in gayet isabetli tarifiyle “sosyo-psikolojik” bir kavrama dönüştürdü. Halkın “hem sistemden umudunu kesmiş hem sisteme bel bağlayan” çelişik veya ikili karakterine ışık tutan bir kavram...
Belki, Ernst Kantorowicz'in kralın iki bedenine nispet ettiği halkın iki bedeni kavramıyla beraber de düşünebiliriz bunu: Siyasal açıdan etkin demokratik bedenli halk ve siyasal açıdan "tamamen pasif," teba ruhlu halk...
Çayan’ın kısa ve özlü (aslında rüşeym halinde kalmış) sun'i denge kavramı, Türkiye’de halk nezdinde “kerim/baba devlet” imgesiyle “ceberrut devlet” imgesi arasında bir gerilim olduğunu varsayar. Devlet, hele kapitalizm koşullarında hiç de “kerim” değildir. Hegemonya........
