Ahlâk Paniği
LBGTİ derneklerini hedef alan gözaltı ve tutuklama harekâtı, malûm, “Ailem güvende” adını taşıyor ve “Türk aile yapısını zayıflattığı” iddia edilen bir “genel ahlâk” sorununa müdahale olarak takdim ediliyor. İktidara müzahir medyada da operasyon, gerçekten genel ahlâka yönelik büyük bir tehdidi boşa çıkardığı işlenerek coşkuyla ‘kutlandı’. “Lut kavminden kalan musibet.” “aile hayatını ve nesli bozuyor,” üstelik bunu tam da millî zürriyeti kurutmayı hedefleyen dış güçler finanse ediyor, “ahlâksızlık yurtdışından fonlanıyor,” bu neşriyata bakılırsa. Topyekûn “cinsiyetsizleşmeden,” “haz ve tüketim odaklı” erdemsiz bir hayat tarzının teşvikine uzanan, azîm bir ahlâkî tehdit kâbusu resmediliyor.
Tam tamına, ahlâk paniği[1] durumudur bu.
Ahlâk paniği, “toplumsal sapma” olarak görülen hal ve davranışlara ve gruplara yönelik, abartılı, çarpıtmalı ve irrasyonel tepkiler olarak tanımlanıyor. Bu tepkiler, bir sıkı denetim ve cezalandırma talebiyle –bazen de linçci tırmanışla– yükselir, yükseltilir. “Ahlâkî barikat tahkimine” girişilir. Kendiliğinden tepkilerin ötesinde, otoritelerce veya toplulukları yönlendirme gücüne sahip olanlarca, bir tehdit algısı etrafında başlatılan bir seferberliği anlatır, ahlâk paniği…
‘Ahlâk bozuldu’ şikâyeti, -herhalde her devirde diyebiliriz-, her nevi toplumsal memnuniyetsizliğin kolayca aktığı bir mecradır. Her nevi yoksunluk, ahlâkî çürümeye bağlanabilir ve farklılığı “sapkınlık” diye damgalanan bir günah keçisinin sırtına yıkılabilir. Bu şikâyeti köpürtmek, bir hedefe kavuşturmak, ‘önünü açmak,’ müesses nizam için bir kriz idaresi işlevi görür. Kendi-gibi-olmayandan nefret, farklı-olana tahammülsüzlük, ahlâk paniği içinde bizzat bir ahlâki değer mertebesine yükselir.
ilâ 17. yüzyıl Avrupa’sındaki cadı avları, modern zamanların arifesinde, ahlâk paniğinin tipik numunesi olarak gösteriliyor. Mesela 18. yüzyılda romanın çıkışı da bir ahlâk paniğine yol açmış. Bu örneklerde paniği çıkartan, esasen kilise. “Tehlikeli sınıf” sayılan işçi sınıfı, 19. yüzyıldan günümüze, kalabalık etmek, hijyen, şiddete yatkınlık, kabalık........
