Herkes İçin İnsan Hakları
İnsan hakları, insanın yalnızca insan olması nedeniyle sahip olduğu; onurunu, özgürlüğünü, eşitliğini ve güvenliğini güvence altına alan temel hak ve özgürlükler bütünüdür. Bu haklar; medeni ve siyasal hakların yanı sıra ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel hakları da kapsayan bütüncül ve birbirine bağlı bir yapı oluşturur. İnsan hakları evrenseldir; dil, din, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken, milliyet, toplumsal statü veya herhangi başka bir farklılık gözetmeksizin her insan için eşit ölçüde geçerlidir. Çünkü insan, düzensiz göçmen de olsa, LGBTİ da olsa, Müslüman ya da Tanrı tanımaz da olsa insandır.
Ancak Almanya’da Alternative für Deutschland (AfD), geleneksel aile normunu ön çıkararak LGBTİ ’lara ve sınırları kapatıp geri göndermeyi hızlandırarak göçmenlere yönelik hak karşı bir ayrımcılık politikası geliştirirken, Fransa’da benzer bir tutumu Rassemblement National önermektedir. Avusturya’da Freiheitliche Partei Österreichs, Belçika’da Vlaams Belang, İspanya’da Vox, İsveç’te Sweden Democrats, İtalya’da Lega, Macaristan’da Fidesz, Polonya’da Prawo i Sprawiedliwość, Portekiz’de Chega ve Slovakya’da Republika’nın politikaları da benzer biçimde göçmen ve LGBTİ karşıtıdır. Dahası sürpriz olmayacak biçimde bu partilerin tamamı da nüans farkları göstermekle birlikte İslam / Müslüman karşıtı bir konumdalar.
Üzgünüm ama galiba bu dünyada ve bu zamanda (radikal/aşırı) sağcılığın alamet-i farikası böyle. Radikal sağcı partiler, iktidar olabilmek ya da iktidarda kalabilmek için etnisite, kimlik ve inanç konularında öteki konumda olanları kendi bekaları için bir hedef haline getirebiliyor ve ne yazık ki çoğu zaman toplumdan da onay alıyorlar. Ancak öte yandan ILGA Europe tarafından hazırlanan “2026 Rainbow Map” verileri dikkate alındığında[1]; Gazze’de yaşanan soykırıma karşı insanlığın sesi ve yüzakı olan İspanya’nın, LGBTİ politikası yönünden Avrupa’da en eşitlikçi ve özgürlükçü ülke olması da hiç sürpriz değil aslında. Çünkü İspanya’nın solcu Başbakan’ı Pedro Sánchez’in, merkez solu ve geleneksel sosyal demokrasi politikalarını aşan hak odaklı politikası, Gazze’deki Filistinli’yi de, İspanya’daki göçmeni de, LGBTİ ’yı da kapsamına alabilmekte.
Türkiye’de ise LGBTİ yasal dernek faaliyetleri kriminalize edilmekte ve eşcinsel varoluş müstehcenlik ve fuhuş söylemi ile etiketlenmekte. Oysa İspanya’da, LGBTİ ’ların cinsel yönelimini ve cinsiyet kimliğini değiştirmeyi amaçlayan “dönüşüm terapisi” yasaklanmakta, 16 yaş üzerindeki trans bireyler sadece beyan yoluyla kimliklerindeki cinsiyet hanesini değiştirme hakkına ulaşmakta ve translar için kamu sağlık sistemi aracılığıyla ücretsiz tüp bebek tedavisi olanağı tanınmakta.
Çünkü İspanya’nın solcu başbakanı bilmektedir ki; insan hakları bir bütündür ve cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, sınıf, etnisite, politik görüş, inanç ya da başkaca herhangi bir nedenden bağımsız olarak her insan için temel bir........
