Tavşanlar, Çocuklar ve Diğer Mazlumlar: Seyfettin Tokmak’la Tavşan İmparatorluğu Üzerine Söyleşi
Büyüleyici bir görsel dilin sonsuz derinlikte bir duygu dünyasıyla birleştiği on altı ödüllü Tavşan İmparatorluğu vizyonda.
Sanatın amacı, insanı ölüme hazırlamak, ruhunu işlemek ve arındırmak, onu iyiliğe yönelmeye muktedir kılmaktır. Bir başyapıtla temas eden kişi, sanatçıyı yaratıcı eylemine yönlendiren aynı hakikat çağrısını kendi içinde duymaya başlar. Eser ile onu izleyen arasında bir bağ kurulduğunda; izleyici, yüce ve arındırıcı bir travma yaşar. Başyapıtlarla izleyiciyi birleştiren o aura içinde ruhumuzun en iyi yönleri ortaya çıkar ve biz bu yönlerin özgürleşmesini arzu ederiz. O anlarda kendimizi, kendi potansiyelimizin dipsiz derinliklerini ve duygularımızın en uç noktalarını tanır ve keşfederiz. Andrey Tarkovski, 43*
Sanatın amacı, insanı ölüme hazırlamak, ruhunu işlemek ve arındırmak, onu iyiliğe yönelmeye muktedir kılmaktır. Bir başyapıtla temas eden kişi, sanatçıyı yaratıcı eylemine yönlendiren aynı hakikat çağrısını kendi içinde duymaya başlar. Eser ile onu izleyen arasında bir bağ kurulduğunda; izleyici, yüce ve arındırıcı bir travma yaşar. Başyapıtlarla izleyiciyi birleştiren o aura içinde ruhumuzun en iyi yönleri ortaya çıkar ve biz bu yönlerin özgürleşmesini arzu ederiz. O anlarda kendimizi, kendi potansiyelimizin dipsiz derinliklerini ve duygularımızın en uç noktalarını tanır ve keşfederiz.
Andrey Tarkovski, 43*
- Tavşan İmparatorluğu, Tarkovski’nin “şiirin mantığı” (18) olarak tanımladığı perspektifle çok örtüşen bir film. Yukarıdaki alıntı, bu perspektifi, kelimelerin kısıtlı olanaklarının el verdiği ölçüde iyi özetleyen pasajlardan biri. Sinemanızın dili/dünyası hakkında şiirin mantığı kavramını kullanabilir miyiz?
- Açıkçası filmi Andrey Tarkovski’nin şiirin mantığı kavramı üzerinden okumanız benim için çok kıymetli. Çünkü gerçekten de Tavşan İmparatorluğu’nu kurarken hikâyeyi düz bir neden-sonuç ilişkisiyle değil; daha çok duyguların, imgelerin ve içsel çağrışımların akışıyla anlatmaya çalıştım. Bu anlamda şiirin mantığı ifadesi bana uzak değil. Ben şiirsel bir anlatımın, hatta yer yer büyülü gerçekçiliğin imkânlarını arayan bir sinema dili kurmak istedim.
Tarkovski’nin İvan'ın Çocukluğu filmi ilk yönetmen görüşünü tasarlarken hep aklımdaydı. İvan’ın Çocukluğu’ndaki baş karakterin kırılgan ama dirençli dünyası, Musa’yı kurarken benim için önemli bir referans oldu. Çocukların tarafında olmayı sosyal gerçekçi bir yerden değil; şiirsel bir dille, imgeler üzerinden, seyircinin kendi iç dünyasıyla temas edebileceği bir alan açarak yapmaya çalıştım. Çünkü acının doğrudan ve sert bir biçimde anlatılmasının bazen seyirciyi köreltebildiğini düşünüyorum. O yüzden daha sezgisel, daha içe dönük bir anlatım tercih ettim.
Meksika’daki gösterimde bir izleyicinin “Bu bir film değil, bir şiir” demesi benim için çok anlamlıydı. Çünkü şiir, açıklamaktan çok çağırır; kapatmaz, açar. Şiirin mantığı dediğiniz şey de tam burada devreye giriyor: seyirciyi edilgen bir tanık olmaktan çıkarıp, kendi iç mağarasına yönlendiren bir temas alanı yaratmak. Eğer film, izleyicide kendi içindeki karanlıkla ya da umutla karşılaşabileceği bir alan açabiliyorsa, o zaman şiirin mantığı dediğiniz yere temas ettiğini söyleyebilirim.
- Tarkovski, Ivan’ın Çocukluğu’nun (1962) baş karakteri on iki yaşındaki İvan için şunları söylüyor:
Savaş yüzünden yıkılmış, ekseninden kaymış bir karakterdi bu. Gerçekten de, hesaplanamaz bir şey, çocukluğunun tüm nitelikleri, hayatından geri dönülmez bir şekilde gitmişti. Ve savaşın kötü bir armağanı gibi, kendisine ait olanın yerine edindiği şey, içinde yoğunlaşmış ve artmıştı.
Savaş yüzünden yıkılmış, ekseninden kaymış bir karakterdi bu. Gerçekten de, hesaplanamaz bir şey, çocukluğunun tüm nitelikleri, hayatından geri dönülmez bir şekilde gitmişti. Ve savaşın kötü bir armağanı gibi, kendisine ait olanın yerine edindiği şey, içinde yoğunlaşmış ve artmıştı.
Yoksulluğun, öksüzlüğün ve babasından gördüğü zulmün Musa’nın çocuk dünyasında yarattığı tahribatın, İkinci Dünya Savaşı’nın İvan’da yol açtığı kayba, çocukluğa dair olanın kaybına benzer olduğunu düşünüyorum. Musa da, çok farklı olsa da, bir savaşın içinde yaşıyor. Ruhunun aldığı darbe İvan’ı nasıl derinleştirip yüceltiyorsa benzer bir durumu Musa’da görüyoruz. Bir mağaranın içinde çok güçlü bir maneviyat dünyası yaratıyor kendisine. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
- Sorularınız gerçekten çok katmanlı. Andrey Tarkovski’nin İvan'ın Çocukluğu üzerine söylediklerini........
